Bu sayfayı yazdır

Evinden hiç misâfir eksik olmayan zat

Celâleddîn Pirânî hazretleri evliyanın meşhurlarındandır. Horasan’da Pirân’da yaşadı. 1457 (H.862) senesinde vefât etti. Tasavvufta üveysî idi. Peygamber efendimizin rûhâniyetinden feyz alırdı. Kendisi şöyle demiştir:

"Her ne zaman bir zorlukla karşılaşsam veya bir sıkıntıya düşsem, Peygamber efendimizin rûhâniyeti vâsıtasız olarak beni, sıkıntıdan kurtarır."

Evinden misâfir eksik olmazdı. Misâfirleri için nefis yemekler hazırlardı. Hâlbuki bağından ve tarlasından az bir mahsul elde ederdi. Her ne zaman şehirden kendisine misâfir olmak için yola çıkan olsa, bunu kerâmetiyle bilir, gelecek olanların sayısına göre nefis yemekler hazırlatırdı.

Mevlânâ Câmî hazretleri şöyle anlatmıştır: Bir gün bir cemâatle Celâleddîn Ebû Yezîd Pürânî'yi ziyârete gittik. O sıra üzüm zamânı idi. Bizi üzüm yememiz için bağına bıraktı. Kendisi gitti. Biz bağı gezdik ve dilediğimiz şekilde üzüm yedik. Aramızdan biri birkaç salkım üzümü götürmek için yanına aldı. Bir başkası üzümü alan kimseye götürmeye izin vermemiştir, dedi. Bu sırada bir başka zât bu hususla ilgili olarak şöyle anlattı:

Bir zâta bir grup misâfir gelmişti. Misâfirlerden biri teberrüken sofradan bir şeyi yanına almıştı. Hizmetçi sofrayı kaldırınca, o âlim hizmetçiye niçin sofradan bir şeyin alınmasına mâni olmadın diye sorup, alınan şeyin tekrar sofraya bırakılmasını istedi. Hizmetçi de o şeyi sofraya geri bırakmasını ricâ edince, alan kimse bıraktı... Aramızdaki zât bunu anlattıktan sonra, Celâleddîn Ebû Yezîd hazretleri yanımıza geldi. Bizi yanına çağırıp yemek yedirdi. Yemekten sonra müsaade alıpgideceğimiz sırada kapının önüne durup; "Her kime bağa girmeye izin verilmişse, bu izin, yemeye ve götürmeye izindir. O sofrasından alınanı geri bıraktıran zât iyi etmemiştir. Şâyet baştan buna izin vermemiş ise, alınan şeyi sonradan helal edip almaması iyi olurdu, dedi." Kerâmetiyle hâdiseye ve konuşulanlara vâkıf oldu...

Bir defâsında da yine bir grup misâfir onu ziyârete gitmişti. İçlerinden biri hatırından şöyle geçirmişti:

"Eğer bu zât evliyâ ve kerâmet sâhibi ise, bana bir miktar kişniş verir."

Evine vardıklarında o kimseyi çağırıp bir müddet beklemesini söyledi. Evine girip bir miktar üzüm getirdi. Ona verip, "kusura bakma bizim bağlarımızda kişniş olmaz!" dedi.

Toplam Görüntülenme: 153

Yayın tarihi: Salı, 13 Aralık 2022