Bu sayfayı yazdır

Dil, şükretmek içindir, gıybet için kullanma

Sadreddîn Hayâvî hazretleri meşhur velîlerdendir. Azerbaycan’da Şirvan yakınında Hayâve denilen köyde doğdu. Şeyh İzzeddîn Türkmânî hazretlerinin sohbetleriyle olgunlaştı. İcâzet alıp Hayâve'de ilim ve edeb öğretmeye başladı. Çok kerâmetleri görüldü. 1455 (H.860) târihinde Şirvan kasabalarından Kebûd'da vefât etti...

Talebelerinden birine şöyle nasîhat buyurdu: "Resûl-i ekreme tâbi olmakta ilk adım, O'nun bildirdiklerine tam inanmak ve bunda sâbit olmaktır. Bu da ancak kulun, kalbiyle şeksiz, şüphesiz îtikâd etmesi; dil ile de isteyerek ve rağbetle ikrâr etmesiyle mümkündür. Bu tasdîk ve ikrârda muhabbet ve ayrıca, Allahü teâlânın zâtının bir olduğunda, sıfatlarının da hiç kimsede bulunmadığında, bütün sıfatlarının kâmil ve kadîm olduğunda, isimlerinin, sıfatlarının ve fiillerinin idrâk, vehim ve fehimden münezzeh, sonradan olmaktan a'raz ve cisim olmaktan uzak olduğunda, bütün âlemlerin, varlıkları O'nun yaratığı olduğunda, zâtı ve sıfatları için; nasıldır, nicedir soruları sorulamayacağında, hiçbir bakımdan hiçbir şeye benzemediğinde, hiçbir şeyin hiçbir bakımdan O'na benzemeyeceğinde, Peygamberlerin, salevâtullahi aleyhim onun elçileri olduğunda, Muhammed Resûlullah'ın bütün peygamberlerden üstün olduğunda, O'nun söylediklerinin doğru olup, onlarda şüphe edilmeyeceğinde, akıl nasıl olduğunu anlasın anlamasın teslim olmak gerektiğinde, doğru îtikâdın bu teslimiyete bağlı bulunduğunda kesin bilgisi olmalıdır."
"Kalbde îmân bulunduğunun alâmeti; iyilik yapınca sevinmek, kötülüklerden nefret etmektir. Îmânda istikâmetin alâmeti; ilim ve îmân olarak değil, zevk ve hâl olarak, Allahü teâlâ ve Resûlü o kimse için, bu ikisinden başka herkes ve her şeyden daha sevgili olduğuna yakîn hâsıl etmektir.
"Dil; şükretmek içindir. Rabbini bilen, dilini gıybet için kullanmaz. Kulak; Kur'ân-ı kerîm ve nasîhat dinlemek içindir. Bâtıl ve boş sözler için değildir. İki göz; Allahü teâlânın kudret ve san'atını görmek içindir. Eşin dostun ayıbını görmek için değildir."
"Zikirsiz hiçbir nefes alıp vermemelidir. Büyüklerimiz buyurdu ki: Bir nefesten bir nefese zikirsiz geçerse, o insanın vakti, kayıptır. Vesveseden ve mâlâyânîden zikre kaçınız. Hep zikrederseniz; vesvese ve mâlâyânî, zikrin nûruyla yanar, zikrin nûru kalbe işler ve kalbde zikrin hakîkati hâsıl olur. Kalb yakîn nûrları ile nûrlanır, aydınlanır. Tâliblerin maksudu, sâlihlerin maksadı budur."

Toplam Görüntülenme: 53

Yayın tarihi: Pazartesi, 15 Ocak 2024