87 - SULTAN II. MURAD VE HACI BAYRAM VELİ

Bütün Osmanlı Padişahları çok dindardılar. İkinci Murad’da dedeleri gibi âlimlere pek saygılı idi. En kıymetli hocalardan ders almıştı. Çocukluğundan beri onlarla beraberdi. Onların her dediğini can kulağıyla dinler ve yapardı. Bu yüzden büyüyünce büyük bir padişah olmuştu. Kendisini ziyadesiyle seven tebaası, O’na Koca Murad demekten hoşlanırdı.

Birgün etrafına hocaları, âlimleri, vezirleri toplamış sohbet ediyorlardı:-Engürü beldesinde bir âlim yaşarmış, adını duymuş musun Lâla?Sadrazam Çandarlı Halil Paşa koca kavuğunu saygı ile eğdi ve:-Hocamız daha iyi bilirler devletlûm...dedi.Padişahın en kıymetli hocası meşhur âlim Arabşah bir şeyler söylemek istedi:-Hacı Bayram Veli’den mi bahsedersiniz Sultanım?-Tanışır mısınız yoksa?Arabşah sakalını sıvazladı-Gönül gözü açık olanların cümlesi kardeş sayılır.Koca Murad gülümsedi:-Keşke biz de o kardeşliğe erebilseydik!-Efendim...Sen cümlemizin padişahı ve gönüllerimizin sultanısın-Asıl Sultanlık, hakiki bir âlime mürid olmaktır.-“Müslümanların en hayırlısı, âlimlere yakın olanlardır”-Belî Sultanım...Hacı Bayram’dan bu sebeple mi bahsedersiniz?-Eğer ki o Mübarek Pîr’e kavuşmak nasip olursa, Edirne’miz daha da nurlana caktır. Sadrazam Çandarlı Halil Paşa sordu:-Nâme-i Hümâyûn mu yazalım Devletûm, yoksa ulak mı salalım?Uzun boylu Koca Murad ayağa kalktı. Her zaman sırtında bulunan yeşil, sırmalı cübbesi onu daha da heybetli gösteriyordu. Tatlı sesiyle emretti:-Her ikisini de Lâlam, her ikisini de yollamalıyız. İmkanımız olsaydı da keşke biz o Sultanın eşiğine varabilseydik. Velâkin Osmanlı’nın din ve dünya gailesi boynumuza vacip tir.1430 yılında Koca Murad Han dedesi Yıldırım Bayezid’in fethettiği Selanik kalesini tekrar fethetmiş, Edirne’ye dönüyordu. Yıldırım’ın Timur’a yenilmesinden sonra Selanik, Bizans’a geri verilmişti. İkinci Murad Han’ın sefer hazırlıklarını işiten Bizans İmparatoru kalabalık bir ricacılar heyeti gönderdi. Şehrin Venedik himayesinde kalmasını istiyor ve hesapsız hediyeler takdim ediyordu. Koca Murad elçilere:-Selanik, dedem cennetmekan Gazi Yıldırım Bayezid Han hazretleri tarafından fethedilmiş bir Osmanlı mülküdür. Mülkümüzden bir karış toprak vermeye bizim dahi salahiyetimiz yoktur. Ve  kimsenin de almaya hakkı yoktur. Gönül rızası ile mülkümüzden çekilesiniz. Aksi halde Vallahil Azim ve Billahil Kerim. Dünya ve ahiret iki elim yakanızdadır.Yemininden döndüğü hiç görülmeyen yiğit padişah, birkaç gün sonra koç yiğit gazi leriyle Selanik önlerindeydi. Rumların ve Latinlerin müdafaa ettiği kaleyi 3 haftada ikinci defa fethetti. Sayısız ganimetlerle Edirne’ye dönerken, ulema ve vüzera, orduyu şehir dışında karşıladılar. başlarında büyük allâme, Osmanlı devletinin Şeyhülislamı Molla Şemseddin Fenârî bulunuyordu.-Gazanız mübarek ola Sultanım, dedi.Koca Murad tevazu ile başını eğdi ve.-Dualarınız bereketi iledir Hocam...-Cenâb-ı Hak bütün ümmet-i Muhammedi ve Osmanlı kullarını daima muzaffer eyleye...-Âmin!...Âmin!...-Bizim de size bir müjdemiz vardır devletlûm...-Hayırdır İnşaallah! -Hacı Bayram-ı Veli üstadımız buradadır.-Hay Allah sizden razı olsun. İnanın bu habere Selanik’in fethinden ziyade sevindikSonra hep birlikte babasının yaptırdığı Eski Camiye gittiler. Şükür namazı kıldılar.O hafta Cuma selamlığına çıkınca, Edirne sarayında Osmanlı ülkesinin en kıymetli âlimleri, şaîrleri, vezir ve gazileri toplandılar. Can sohbeti yapıyorlardı.Padişah çok neşeliydi. Güzel bir sual sordu:-Bilir misiniz ki bu Osmanlı devletinin kuvvet ve ihtişamı nereden gelir?Mecliste bulunanlar edeplice sükût ediyorlardı. Sessizliği Padişahın tatlı sesi yumuşattı:-Ülkemizde yaşayan Velilerden, âlimlerden, derviş gazilerden güçlenir Osmanlı milleti.-Haklısınız Sultanım, diyen Çandarlı’dan gayrısı gene susuyorlardı. Padişah devam etti:-O velilerin, âlimlerin hepsi birer ışıktırlar. Osmanlı topraklarını nurlandırır, irşad ederler. İşte bugün onlardan birine daha kavuştuk Elhamdülillah.Hacı Bayramı Veli önüne bakıyordu. Padişahın daha ziyade iltifat etmesinden korktuğu için, mevzuu değiştirmek istedi:-Sultanım Efendim...Şu Bizans keferesinin ettiklerini, bir de sizden işitmek isterdik, lütuf buyursanız da...dedi.Büyük Veli, Koca Murad’ın bam teline basmıştı. Koç burunlu Padişahın gözleri doldu, sesi gürleşti:-Bizans’ı bilmez misin Şeyhim? O ülkeyi dişiler idare eder. Her tedbiri kancıklıktır.-Cennetmekan Babanızla da uğramışlardı, değil mi?-Evet Üstadım. 17 yaşımızda Emir Buhari hazretleri bize kılıç kuşattılar. İşte padişah olduğumuz o an başladı Bizans’ın hileleri. Bir çok fitneler çıkardılar Osmanlı mülkünde. Fakat Emir Buhari hocamızın teşvik ve duaları bereketiyle bu fitneleri söndürdük. -Fakat şu Bizans fitnesi Osmanlı mülkü içinde bir ur gibi işler durur değil mi?-Evet Şeyhim, buna bir çare bulmak gerektir.Sonra birden aklına gelen şey, Padişahı heyecanlandırdı:-Hacı Şeyhim, bizim bir müşkülümüz vardır. Sizden bir işaret alırsak gam yemeyiz...Kerem eyle, destur ver...-Ne söylersin Hünkarım?-Acep şu Konstantiniyye şehrini fethetmek bizlere nasip olacak mı? Peygamber efendimizin müjdesine erişebilecek miyiz? Cümlemiz merak eder dururuz.Ak sakallı Hacı Bayram, gözlerini yerden kaldırdı. Başını sağa doğru çevirdi. Orada küçük bir çocuk değnek üzerine binmiş, süvarilik oynuyordu. Büyük Veli tane tane konuştu:-Her şeyin doğrusunu ancak Cenâb-ı Hak bilir. Velâkin bize öyle gelir ki, işte şuradaki çocukcağız ile şu bizim Kösemen (Akşemseddin) İstanbul’un fethini göreceğe benzerler.Koca Murad sevinçle gülümsedi:-O bizim oğlumuz Mehmed’dir.Hacı Bayram hazretleri doğruladı:-Fatih Sultan Mehmed!...O andan itibaren Koca Murad’ın gönlünde yepyeni bir niyet filizlenmeye başladı.Bu fikrini gerçekleştirmek için bütün engelleri aşmak istiyordu. Önce Bizans ve Venediklilerle anlaştı. Sonra Lehistan ve Macaristan ile Segedin Sulhunu imzaladı. En son kıskanç Karamanlıları susturdu. Artık Anadolu ve Rumeli’de sulh ve sükûn temin edilmişti. Nihayet oğlu Mehmed’i Edirne’ye çağırdı. Bir Cuma günü, bütün âlimler, vezirler, paşalar, ve devlet adamlarının huzurunda, padişahlığı kendi isteği ile oğlu Mehmed’e bıraktığını ilan etti. Bu hadise Osmanlı tarihinde tektir. Bunu yapabilmek için, Fatih’lere yol açabilmek için, ancak Koca Murad gibi bir Fatihler Babası olmak gerekir.

Toplam Görüntülenme: 1443

Yayın tarihi: Cumartesi, 27 Mart 2004

Bunları okudunuz mu?