ABAYI YAKMAK

“Abayı yakmak.” Bu tâbir mecâzen, “birine âşık olmak, tutulmak, gönül vermek” gibi mânâlar ihtivâ eder. Dervişler arasında birilerinin aşkının büyüklüğünden bahsedilecekse eskiden, “Ooo! Abası hayli yanıktır!” gibi ifadeler kullanılırmış.Eski tekke mimarimizin kompleksi içinde; bir mescid veya câmi, ortada şadırvanı olan bir avlu ve avluyu çevreleyen derviş hücreleri, büyükçe bir dershâne, mutfak, kiler, ambar v.s. bulunduğu bilinmektedir. Bilhassa kış aylarında dershânenin ocağı harlı ateşle yakılarak dervîşânın burada toplanmaları sağlanır, böylece hem iktisat yapılmış, hem de uzun saatler mürşidden istifade ve istifâza etmeleri temin edilirmiş.

İşte böyle bir kış gecesinde, yün abalarına bürünmüş dervişler, dershânede halka olup şeyh efendiyi dinlemeye başlamışlar. Efendi hazretleri coştukça anlatmış; anlattıkça coşturmuş ve dervişler kendilerinden geçecek dereceye gelmişler. Bu sırada ocağa sırtı dönük dervişlerden birinin abasına ateş sıçrayıp dumanı tütmeye başlamışsa da, dervişin, sıcaklığı hissettiği yok!.. İçindeki ateş, dışındakinin sıcağını bastırmış durumda. “Pîr aşkına, Yâr aşkına (Allah Aşkına)!” yanmaya devam ediyor. Nihâyet şeyh efendi dumanı fark edip bu mürîdini îkaz ile yanmaktan kurtarıyor ve arkadaşları arasında mahcup olmasın diye de onu diğerlerine, “gerçek Hak âşıkı” olarak tanıtıyor. Şimdi argo lisanda kullanılan, “abayı yakmak” tâbiri, işte o hâdisenin yâdigârıdır.

Toplam Görüntülenme: 2047

Yayın tarihi: Perşembe, 19 Nisan 2007

Bunları okudunuz mu?