Bid’at ehli ile mücadele ederim

Hasan es-Sekkâf hazretleri tasavvuf büyüklerinden olup, Yemen’de Terim beldesinde doğdu. 813 (m. 1410)’da orada vefât etti. Kıymetli nasihatleri vardır. Buyurdu ki:

“Allahü teâlâ, âriflerin gönüllerine ikramlarını yağmur gibi yağdırıyor. Arzu ettiklerini, en kısa yoldan arzularına kavuşturuyor.”
"Hem dünyâ, hem de âhirette yaşayan kimseye ne saâdet” buyurunca “Âhirette nasıl yaşandığı” kendisinden soruldu. “Dünya yaşayışında Allahü teâlâyı hatırından çıkarmadı ve dâima O’na yalvardı ve bu sayede de âhirette O’nun rahmetine mazhar oldu” buyurdu. 
“Allahü teâlâya şükür yapılmasına vesîle olan dünyalık insana zarar vermez.”
“Bir sözü anlamayacak kimseye söyleme! Çünkü o söz, ona zararlı olup, fayda vermez.”
“Arzu ve istekleri peşinden koşanlarla beraber oturup kalkmayınız. Onlarla konuşmayınız. Çünkü, sizi kendi sapıklıklarına düşürmelerinden, zihninizi karıştırmalarından korkuyorum.”
“Sana, din kardeşinden istemediğin bir şey ulaşırsa, onun için bir özür ara. Bir mazeret bulamazsan, kendi kendine, belki benim bilmediğim bir durum vardır, de.”
“Kıyâmet günü Arş-ı a’lâ tarafından bir münâdi Yunus sûresi 62. âyeti ile nidâ eder: 'Ey Allahın sevgili kulları! Sizin için bir korku yoktur. Siz mahzûn da edilmezsiniz.' Bu nidadan sonra herkes, başını yukarı kaldırır ve; inandık îmân ettik, derler. Ancak, münâfıkların başları ise hiç yukarı kalkmaz ve yere eğilirler.”
“Bir kimse ya iyiliği veya kötülüğü ister. Ancak kalbinde bir emredici veya bir yasaklayıcı bulur. Emredici, iyiliği emreder; yasaklayıcı, kötülükten alıkor.”
“Bir kimse bir bid’at ortaya çıkarırsa onunla mücadele ederim.” 
“Bid’at ehli ile oturmayınız. Onlarla sohbet etmeyiniz. Zira sizi dalâlete düşürebilir veya bilmediğiniz kötülüklere bulaştırabilirler.”
“Âlimler üç kısımdır. Bir kısmı, ilmi ile amel eder, insanlar da onun ilmiyle amel ederler. Diğer bir kısmı, ilmi ile amel eder, fakat insanlar onun ilmiyle amel etmez. Başka bir kısmı da ilmiyle kendisi amel etmediği gibi insanlar da amel etmez.”
“Allahü teâlâ, şeytana lanet edip, ona kıyâmet gününü gösterdi. Şeytan; Yâ Rabbi! İzzetin hakkı için, rûh kendilerinde bulunduğu müddetçe insanların kalbinden çıkmayacağım, dedi. Allahü teâlâ bu söze karşılık, izzetimin hakkı için ben de, onlarda rûh bulunduğu müddetçe tevbe etmelerine engel olmam. Her zaman tevbe edebilirler, vaadinde bulundu.”

Toplam Görüntülenme: 59

Yayın tarihi: Perşembe, 12 Ekim 2017

Bunları okudunuz mu?