Temiz kalpten çıkan nasihatler tesir eder

Şehâbeddîn Ahmed ibn-i Arslân hazretleri Şafiî mezhebi fıkıh âlimidir. Türkmen asıllıdır. 767 (m. 1366)’de Mısır’da doğdu. 844 (m. 1440)’da Kahire’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:

Resûlullahın (sallallahü aleyhi ve sellem) mübârek meclislerinde Kur’ân-ı kerîm okunurdu. Kendisine gelen vahiyleri Eshâb-ı kirâma bildirirdi. Allahü teâlânın emir ve yasaklarını Eshâb-ı kirâma anlatır, onları güzel vaaz ve nasihatlerle Rabbinin yoluna da davet ederdi. Allahü teâlâ, Ra’d sûresinin yirmisekizinci âyet-i kerîmesinde meâlen; “Bunlar, Allahın zikri ile kalbleri huzûra kavuşarak îmân edenlerdir. Evet, bilin ki, ancak Allahı anmakla kalbler yatışır ve huzûr bulur” buyuruyor. Yine Enfâl sûresinin ikinci âyet-i kerîmesinde meâlen; “Gerçek müminler yalnız o kimselerdir ki, Allahü teâlâ (Allahü teâlânın azâbı) zikrolunduğu zaman (Allahü teâlânın, azametinden ve celâlinden) kalbleri korkar, âyetleri onlara okunduğunda imanları artar. Bütün işlerinde Allahü teâlâya tevekkül ederler” buyuruluyor.
Bir gün birisi Hasen-i Basrî’ye kalbinin katılığından şikâyette bulununca, Hasen-i Basrî ona, Allahü teâlâyı anmasını tavsiye buyurdu. Zikir meclisleri, kalblerde huşû meydana getirir. Yer yağmurla canlandığı gibi, ölü kalbler de, Allahü teâlânın zikrinin yapıldığı meclisler ve faydalı ilim ile hayat bulur. Dünyâya gönül bağlamamak ve âhirete hazırlık için gayretli olmak, ilim meclislerinde dünyânın gerçek yüzünün ve ayıplarının, Cennet nimetleri ve onların üstünlüğü, Cehennem ve azâbının şiddetinin anlatılması ile hâsıl olur. Allahü teâlânın anıldığı yere rahmet iner. Orasını sekînet ve vakar kaplar. Melekler burayı kuşatırlar. Selef-i sâlihînin çoğu, böyle bir meclisten, manevî huzûr içinde kendilerini vakar kaplamış olarak çıkarlardı. Hattâ onlardan bir kısmı, böyle bir meclisten çıktıktan sonra yemek yiyemezlerdi. Bazıları da o mecliste ne duymuşlar ise, derhâl o duydukları ile amel ederlerdi.
Vaaz ve nasihatler öyle kamçılardır ki, onlarla kalblere vurulur. Nasıl, gözümüzle gördüğümüz kamçılar, bedene vurulduğu zaman tesîr ederse, nasihatler de öyle kalbe tesîr ederler. Büyüklerden birisi şöyle buyurdu:
“Ancak, temiz bir kalbden çıkan nasihatler tesîr eder. Çünkü kalbden gelerek yapılan nasihat, kalbe gider. Sâdece dil ile yapılan nasihatler, bir kulaktan girip, diğerinden çıkar, tesîrli olmaz."

Toplam Görüntülenme: 40

Yayın tarihi: Perşembe, 27 Eylül 2018

Bunları okudunuz mu?