Mısır evliyasından Muhammed Şenâvî

Muhammed Şenâvî, çok yardımsever bir zat idi. Dâimâ halkın ihtiyaçlarını karşılamak için koşardı. Herkese, Allahü teâlâyı devamlı hatırlamaları için zikir telkini yapardı. Kimseden hediye almazdı. Muhammed Şenâvî’nin vaaz ve nasîhatleri, çoğunlukla uzun olurdu. Yatsı namazından sonra başlayan sohbet, sabaha kadar devâm ederdi.
Muhammed Şenâvî buyurdu ki: “Bu yol, baştan sona kadar iyi huydan ibârettir.”
Abdülvehhâb-ı Şa’rânî anlatır:

Zehirli bitkinin yasaklanması!
-Muhammed Şenâvî’nin bulunduğu beldenin devlete âit gelirlerini, İbn-i Yûsuf adında bir görevli topluyordu. Bu bölgede, “şâir” denilen zehirli bir bitki yetiştirilirdi. Bu bitkinin geliri ile devlet erkânının ve askerlerin geçimi sağlanırdı. Bu zehirli bitkiyi toplamaya mecbur edilen halktan ölenler olurdu. Muhammed Şenâvî, bu bitkinin ekilmesinin yasaklanması için İbn-i Yûsuf’a ne kadar söyledi ise kâr etmedi. Muhammed Şenâvî de, talebeleri ve halkla berâber şâir bitkisi toplardı. Bir gün İbn-i Yûsuf, Muhammed Şenâvî’yi talebeleriyle birlikte yemeğe dâvet etti. Önlerine zehirli yemek koydu. Muhammed Şenâvî sofraya oturduğu zaman, Allahü teâlânın izni ile yemek kurtlandı. Bu durumu gören Muhammed Şenâvî;
-Artık zamânı geldi. Şâir bitkisini ektirmeyeceğim, dedi.
Osmanlı Sultânına, bu bitkiyi toplamayı yasaklatması için gitmeye karar verdi. O gece Sultan rüyâsında Muhammed Şenâvî’yi gördü. Muhammed Şenâvî, Sultâna;
-Bu İbn-i Yûsuf emri ile ekilen şâir bitkisi toplama işini iptâl et, dedi.
Sultan uyandığı zaman, vezîrlerine, Mısır Vâlisine böyle bir şeyin olup olmadığını sormalarını emretti. Mısır Vâlisinden haberin doğruluğuna dâir bilgi gelince, Sultan, şâir bitkisinin ekilmesini yasaklattı...
Yine Abdülvehhâb-ı Şa’rânî anlatır:

“Bir daha buluşacağız!..”
-Muhammed Şenâvî ile, Muhammed bin Ebû Hamâil dergâhında vedâlaştım. O; “Bu son buluşmamız değildir. Bir daha buluşacağız” buyurdu. Aradan bir süre geçti. Ravh Mahallesine gittim. Muhammed Şenâvî’nin huzûruna girdim. Son anlarını yaşıyordu. Bana şöyle duâ etti: “Allahü teâlâ, seni gözetsin ve himâyesinden bir ân dahî ayırmasın. O’ndan bunu diliyorum. O’nun huzûruna vardığında, sana ayıplarını örtmekle muâmele eylesin...” Muhammed Şenâvî, o gece vefat etti...

Toplam Görüntülenme: 1820

Yayın tarihi: Perşembe, 21 Aralık 2006

Bunları okudunuz mu?