Evlilik, Gözü Haramdan Daha Muhafaza Eder
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.668.098
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
Barbaros Hayrettin Paşa, Cezayir seferinde ordusu içinde bulunan kırk kişinin bir gece aynı rüyayı gördüklerini anlatır. Rüya şöyledir:
Alâeddin Esved, Osmanlının namlı Kara Hoca'sı, Osmanlı Devletinin temellerini sağlamlaştırıp, askeri ve mâli teşkilâtlarını kuran, evlât ve torunlarının da, yüz elli yıl devlete en üst seviyede hizmet etmesine vesile olan Çandarlı Kara Halil Hayreddin Paşayı da yetiştirdi. Osmanlı Sultanı Orhan Gâzi, Kara Hoca'nın evine gelip, talebelerinden birini, kendisine yardımcı olmak için vermesini isteyince, Çandarlı Kara Halil'i verdi.Bu hâdise şöyle cereyân etti: Sultan Orhan Gâzi, âlimleri, evliyâyı görüp gözeten bir zât-ı muhterem idi. O mübârek kimse, birgün Alâeddin Esved hazretlerini ziyârete gitti. Onun mahalline vardığında, Alâeddin Esved hazretleri nâfile namaz kılmakta idi. Orhan Gâzi, avluda bekledi. Bu sırada farz namaz vakti geldi. Orhan Gâzi ve orada bulunan Alâeddin Esved'in talebeleri namaz için hazırlandı lar. Namazın sünnetini kıldılar. İkâmet okununca, Kara Halil imâmete geçti. Cemâata namazı kıldırdı.
Sünnetî Ahmed Efendi on beşinci yüzyılda Kastamonu'da yetişen evliyânın büyüklerinden olup Halvetî tarîkatının Şâbân-ı Velî hazretlerinden önceki Pîri ve Kastamonu Şâbân-ı Velî Dergâhının da ilk bânisidir. 1459 yılında vefât etti. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Şemsüddin İbn-i Câbir Hevvâri hazretleri siyer âlimidir. 698'de (m. 1299) Endülüs'te (İspanya) Meriye'de (Almeria) doğdu. Medresede okurken Ahmed Ruayni ile tanıştı ve ahiret kardeşi oldu. Gittikleri her şehirde aynı hocalardan ders alan İbn-i Câbir ile Ruayni Mısır, Hicaz, Şam gibi yerlere gittiler. Nihayet Urfa'nın Birecik kasabasına yerleşerek burada 30 sene ilim öğrettiler. 780 (m.1378)'de orada vefat etti. "El-Hulletü's-siyerâ" isimli kitabında Resûlullah efendimizin "sallallahü aleyhi ve selem" hayatını anlattır. Bu eserinde şöyle buyuruyor:
Hasib Dürri Efendi Gâziantep velilerinden olup 1848 (H. 1264) senesinde Anteb'in Karacaoğlan Mahallesinde doğdu. Küçük yaşta ilim tahsiline başladı. İyi bir medrese tahsili gördü. Şuaybzâde Ali Âkif Efendinin feyizli sohbetlerine katılarak Nakşibendi-Müceddidi icazeti aldı. Ali Âkif Efendinin hoca silsilesi Abdullah-ı Dehlevi hazretlerine ulaşır. 1913 (H.1332) senesinde vefât etti.
Yûsuf bin Hüseyin şöyle anlatır: "Mısır'a Zünnûn-i Mısri'nin yanına gittikten sonra, Rey şehrine dönüyordum. Bağdâd'a vardım. Dayım Abdullah bin Hâzır orada idi. Hacca gidecekmiş, yanına gittim:
-Nereden geldin? diye sordu:
-Mısır'dan gelip, Rey'e gidiyorum. Bir nasihat etmenizi isterim, dedim.
Buyurdu ki:
-Kabûl etmezsin!
-Ederim. dedim.