Her Işin Intizamı Doğruluk Iledir
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.545.628
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Yavuz Sultan Selim Han, Mısır seferine çıkmadan önce, hazinede fazla para yoktu. Bu sebeple tüccardan borç para istendi. Bu sefer, Osmanlı devleti için çok kazançlı oldu ve hazine ağzına kadar altınla doldu. Mısır'ın meşhur hazineleri Yavuz'un eline geçmişti. Ordu büyük bir zaferle İstanbul'a döndü. Yavuz Sultan Selim Han, kedisini karşılamaya hazırlanan İstanbul halkının büyük tezahüratın dan hoşlanmadığı için, şehre bir gece vakti girdi. Ertesi gün defterdara, borç para alınan tüccarlara, hemen borçlarının ödenmesi emrini verdi. Hemen bütün alacaklılar gezilerek borçlar ödenmeye başladı.
Sultan Murad Hüdavendigar'ın Edirne'yi fethi, Osmanlılara Balkan fetihlerinin yolunu açtı. Lala Şahin Paşa, Bulgaristan'a girerek Filibe'yi, komutanlarından Evrenos Bey ise Serez'i aldılar (1363). Yeni fethedilen yerlere Türkler yerleştirildi. Edirne ve Filibe'nin fethi üzerine Hristiyan dünyası büyük bir telaşa kapıldı. Çünkü 550 sene önce Müslümanlar, Cebelitarık boğazını geçip İspanya'ya girerek kısa zamanda bütün yarımadayı fethetmişlerdi. Aynı şekilde Balkan yarımadasının da Osmanlıların eline geçmesi yakındı. Osmanlıları derhal Balkanlardan atmak için yeni bir haçlı seferi düzenlenlendi.
Yûsuf bin Ali el-Hüzeli hazretleri kıraat âlimidir. 403 (m. 1013)'de Cezayir'deki Biskra'da doğdu. Kıraat tahsili için Mısır, Hicaz, Şam, Irak, İsfahan, Horasan, Mâverâünnehir ve Türk dünyasını gezdi. 465 (m. 1073)'de Bağdad'da vefat etti. Bir dersinde şunları anlattı:
Hicret'in dördüncü yılında Uhud Savaşından dört ay sonra Necd Reisi Ebû Berâ' Medine'ye geldi. Peygamber efendimizden kendi kavmini irşad etmeleri için rehber öğretmenler istedi. Resûlullah efendimiz durumdan şüphelenmişti. Ona;
-Göndereceğim kişiler hakkında Necd halkından endişe ederim, buyurdu. Ebû Berâ';
-Onları ben himayeme aldıktan sonra Necdlilerden hiçbiri dokunamaz, diye teminat verdi...
Muhammed Murâd Kazani, evliyânın meşhurlarındandır. 1855 (H.1272) de Rusya'nın Kazan vilâyetinin Ufa kasabasında doğdu. 1933 (H.1352) senesinde Medine-i münevverede vefât etti. Medine'de Muhammed Mazhar Müceddidi hazretlerinin sohbetine kavuştu. İmâm-ı Rabbâni hazretlerinin Mektûbât'ını Arapçaya çevirdi. Vefatına yakın, Mektubat kitabından şunları okumakta idi:
Hâce Ali Şirgâhi, Şâh Şücâ Kirmâni'nin türbesinin yanında fakirleri davet eder, yemek verirdi. Böyle bir gün; "Yâ Rabbi! Bir misâfir gönder!" dedi. Âniden bir köpek geldi. Hâce Ali köpeği kovaladı. Köpek kaçtı. Sonra Şâh'ın kabrinden bir ses geldi:
"Misâfir istiyordun. Gönderdik, kovdun." dedi. Derhal kalktı, dışarı koştu. Köpeği aradı bulamadı. Şehrin dışına gitti. Köpeği orada bir ağacın altında yatıyor halde buldu. Yemeği onun önüne koydu. Köpek yemeğe dönüp bakmadı. Hâce Ali utandı ve istigfâra başladı. Tövbe etti. Köpek dile gelip;
"Ey Hâce Ali, şimdi iyi ettin. Misâfir çağırıp kovmak ne demektir. Dikkatli ol! Eğer Şâh Şücâ orada olmasaydı, göreceğini görmüştün, bütün haller senden alınırdı." dedi.