Herkes Yediğini Gönderir

Herkes Yediğini Gönderir

Yavuz Sultan Selim zamanında, İran şahı kıymetli mücevherlerle süslü bir sandık hediye gönderiyor Sultan Selim'e.

Sandık açılıyor. İçinden çeşit çeşit değerli taşlar, kıymetli atlas, kadife kumaşlar çıkıyor. Fakat bir de pis bir koku yayılıyor.
Dehşet bir koku, herkes burnunu tıkıyor.
Neyse en alttaki bohçadan insan pisliği çıkıyor.
Yani Osmanlıya acayip bir hakaret!

Cihan padişahı emir veriyor,
"Herkes düşünsün, buna ince bir şekilde cevap vermeliyiz"
Ve cihan padişahı yine çözümü kendisi buluyor.

Aynı şekilde değerli mücevher ve kumaşlarla süslü bir sandık hazırlatıyor.
İçine o zamanın Osmanlı İstanbul'unda imal edilen gül kokulu en nadide lokumlardan bir kutu hazırlatıyor, en altına da küçük bir pusula ve bir satır yazı gönderiyor.

Şah sandığı açıyor. Açtıkça güzel bir koku ve en altta bir kutu lokum.
Anlam veremiyorlar tabii. Bizim elçi yiyor önce, sonra oradakilere ikram ediyor.
Kutunun içindeki pusulayı Şah okuyor:

"Herkes yediğinden ikram eder" !

Sana Günahları Küçük Gösteren Şeyden Sakın

Vehbi Tülek

Görmeden Evlenmenin Sonu, Elem Ve Kederdir

Vehbi Tülek

Bir Erkek, Hanımına Zorla Iş Gördürürse âsilerden Olur!

Vehbi Tülek

Zikreden Kimsenin Kalbi Parlar; Nûru Artar

Vehbi Tülek

Sâdece Dil Ile Istiğfar Yalancıların Tövbesidir

Vehbi Tülek