Allahü Teâlânın Azabı Çok Şiddetlidir!
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.568.602
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Çanakkale savaşı'ndayız. Mülazım Emin , çiçeği burnunda bir harbiye'li. Mektebi bitir miş, cepheye sürülmüş. Gönderildiği alay, ateş hattında kırılıyor, ama ne kırılıyor, gençler yiğitler biçiliyor. Bir zaman, geriden ikmal getirerek işi idare etmek istiyorlarsa da gün oluyor, ikmalde yetmiyor. Alaydan arta kalanları derleyip, toplayıp İzmir'in Alipınar köyüne getiriyor lar. Acemiler gelecek , alay tamamlanacaki talim görecek ve yine cepheye sevkedilecek... Alay tamamlanırken, durumun nezaketi gereği, alışılmış kurallara pek aldırılmıyor, eli silah tutan herkes toplanıp Alipınar'a getiriliyor. Gelenlerin içinde Hacı Mesud da var. Yaşlıca, sessiz, sadasız, kendi halinde bir habeş. Trablusluymuş. Mülazım Emin'in Konyalı Aziz Çavuş diye bir çavuşu var, nedense bu Hacı Mesud'u hiç sevmiyor. Her sabah Emin Efendi'ye tekmil verirken sayıyor, döküyor, sözün sonunu" Bir de, hiç bir işe yaramayan şu pis Arap var" diye bitiriyor.
Sultan Abdülaziz devri devlet adamlarından İbrahim Edhem Paşa, Fransa'da talebe iken mektep birincisi olmuştu. Bunun için İmparator III. Napolyon tarafından şerefine düzenlenen yemeğe davet edildi.
İmparator, İbrahim Edhem'i birkaç sözle tebrik etti. Edhem de Fransızca olarak gayet güzel bir konuşma yaptı. Fakat bir kelimede hata ettiğini anlayınca:-Ben bir Fransız olmadığımdan, yaptığım kelime hatasından dolayı affımı istirham ederim, dedi. III. Napolyon ayağa kalkarak:-Ben böyle bir hatayı, değil bir yabancı için, bir Fransız için bile affederim, cevabını verdi.
Ebü'l-Hasan Türkmâni hazretleri evliyânın büyüklerindendir. İsmi, Mahmûd bin Mevdûd'dur. Soyu, Mısır hâkimi Aybek Türkmâni'ye ulaşır. Mısır'da doğdu. 1424 (H.828) senesinde Azerbaycan'da Meraga'da vefât etti. Herat'a varıp Mirim hazretlerinin sohbetine katıldı. Kısa zamanda icâzet alıp irşâda başladı.
Emir Burhân, Silsile-i aliyye büyüklerinden biri olan Seyyid Emir Külâl (Gilâl) hazretlerinin büyük oğludur. On altıncı asırda yaşamıştır. Emir Burhân'ın hocası, Behâeddin Buhâri hazretleridir. Babası Seyyid Emir Külâl onun hakkında; "Bu çocuk bizim burhânımız, delilimizdir" buyurmuştur. Onun yetiştirilmesi için, talebesi Behâeddin Buhâri hazretlerini vazifelendirmiştir. Seyyid Emir Külâl hazretleri, Behâeddin Buhâri hazretlerine şöyle buyurmuştur:
Mübârek Buhâri hazretleri on beşinci asırda yaşamıştır. "Silsile-i aliyye" denilen evliyânın meşhûrlarından olan Seyyid Emir Külâl (Gilâl) hazretlerinin oğlu Seyyid Emir Hamza'nın talebesidir. Seyyid Emir Külâl'in talebesi olduğu da rivâyet edilmiştir...
Mübârek Buhâri hazretleri, vefatından kısa bir zaman önce buyurdu ki:
Kanuni Sultan Süleyman devrinde İstanbul'da Arabzade adıyla meşhur bir âlim vardı. büyük camilerde verdiği vaazlara bütün İstanbul halkı büyük rağbet gösterirdi. Arabzade, devrinin bütün ilimlerine vakıf olduğu halde, tasavvufa ve keramete inanmaz dı. Kanuni'nin başveziri Rüstem Paşa, keramete inanmayan bu Arabzade'yi Mısır Başmüderris liğine tayin ettirmek istedi. Diğer taraftan İstanbul uleması Padişaha müracaat ederek, Arabzade'nin itikadının bozuk olduğunu, Akaid kitaplarında "Evliyanın kerameti haktır" dediği halde buna inanmadığını, "Ben ömrümde büyük günah işlemedim. İyilerin keramet göstermesi icabetseydi, benim keramet göstermem lazımdı." İddiasında bulunduğunu hatırlattılar.