Özür Kabul Eden Ve Affeden Derviştir
Her işte iyi niyet yapmalıdır. Kalb ile hâlis [Allahü teâlâ emrettiği için] niyet etmedikçe, hiçbir ibâdete başlamamalıdır. Faydasız [hele zararlı olan] şeylerle vakit geçirmemeli. [Îmanı, Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiklerine uygun olan ve şeriatı öğrenip, bunlara göre amel eden sâlih kimseleri bulamayan] uzlet etmeli [yâni işi ile, helâl kazanmakla, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarını okumakla, vakitlerini kıymetlendirmelidir. Hadis-i şerifte, (Hikmet [faydalı şeyler], on kısımdır. Bunların dokuzu, uzlet etmek, biri de az konuşmaktır) buyuruldu. Arkadaşlarla, lüzûmlu şeyleri öğretecek ve öğrenecek kadar görüşmeli, diğer vakitlerini ibâdet ile, kalbi temizleyecek şeylerle geçirmelidir.
Dost, düşman, herkesi güler yüz ve tatlı dil ile karşılamalı, hiç kimse ile münâkaşa etmemelidir. Herkesin özrünü kabûl etmeli, kabahatlerini affetmeli, zararlarına karşılık yapmamalıdır. Dervîşlik, yalnız, namaz, oruç ve geceleri ibâdet yapmak değildir. Bunlar, herkesin yapacağı kulluk vazîfeleridir. Dervîşlik, kalb kırmamaktır. Bunu yapabilen, Allahü teâlânın rızasına kavuşur, velî olur.
Muhammed Sâlim hazretlerine, (Bir kimsenin velî olduğu nasıl anlaşılır?) dediklerinde, (Tatlı dili, güzel ahlâkı, güler yüzü ve cömerdliği ve münâkaşa etmemesi ve özürleri kabûl etmesi ve herkese merhamet etmesi ile anlaşılır) buyurdu. [Velî, Allahü teâlânın sevgisine kavuşmuş sâlih insan demektir.] Fütüvvet [mertlik], düşmanlık edene iyilik yapmak, seni sevmeyene ihsânda bulunmak ve sevmediğin ile de tatlı konuşmaktır.)
Az konuşmalı, az uyumalı ve az gülmelidir. Çok kahkaha, kalbi öldürür. [Allahü teâlâyı unutturur.] Her işi, Allahü teâlâya havâle etmeli [yâni, sebeplere yapışmalı. Fakat sebeplerin tesir etmesini, Allah'tan beklemelidir].
Hiçbir farzı kaçırmamalı ve geciktirmemelidir. Cüneyd-i Bağdâdî hazretleri buyuruyor ki: (İhtiyaçlardan kurtulmanın ilâcı, muhtaç olduğun şeyi terk etmektir. Her ihtiyacını [hâsıl edecek sebebi] Allah'tan beklemelidir). Hadis-i şerifte, (İnsan, ihtiyaçlarını, Allaha havâle ederse, ihtiyaçlarını [husûle getirecek sebepleri] ihsân eder) buyuruldu.