Cimrilik, Sizden Önceki Ümmetleri Helak Etmiştir
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.543.728
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Uzun seneler İngiltere'nin İstanbul'daki büyükelçisi olan Lord Paul Ricault, Sadrazamın daveti ile Eylül 1663'de Uyvar seferine gözlemci olarak katılmıştı. Sefer sırasında gördüklerini şöyle anlatır:"Gerek Veziriazamın, gerekse diğer büyük kumandanların otağ larına çadırdan ziyade saray demek doğru olur. Muhteşem ve harikul âde süslemeleri, çeşitli oda ve daireleri ile saraylardan fazla masraf edilmişti. Bu seyyar saraylar ve ağır kazıkları, parçalar halinde menzil den menzile taşınıyordu. Osmanlı ordusu günde 5-6 saat yürüyordu. Daha fazla yürüyüşe cebri yürüyüş denir ki, fevkalade hallerde olur. Ordu ağırlıklarını at, katır ve develer taşır. Otağ kurucular ordudan daima bir menzil önde giderler. Otağ sahipleri bir menzile gelince otağlarını kurulmuş bulur lar. Her otağ çifttir. Biri kullanılırken diğeri bir menzil sonrasında kurulmaktadır. Sanıyorum bu muhteşem otağları Osmanlılar, ne kadar zengin ve kudretli olduklarını gösterip, düşmanın gözünü korkutmak için kullanıyorlar.
Fazıl Ahmet Paşa'nın sadrazamlığı zamanında, Avusturya üzerine yapılan Uyvar seferi sırasında, Osmanlı ordusu, kendisilerinden kat kat daha kalabalık bir Avusturya birliği ile karşılaştı. Sadrazam, bu ordu ile harbi kabul etmek mecburiyetindeydi. Fakat, o devirde Osmanlı ordusu, diğer müesseseler gibi eski ihtişamını kaybetmiş, ancak maddi tedbirlerle muvaffakiyetler kazanabiliyordu. İşte Fazıl Ahmet Paşa, böyle bir durumda, yapılacak olan şeyi yaptı. Düşman kellesi getirecek olan her askere altın verileceğini vadetti.
Muhammed Zübeydî hazretleri hadîs ve nahiv âlimlerindendir. Suriye’de Humus’ta doğdu. O zamanki savaşlar sebebiyle Humus’tan ayrılıp Endülüs’ün (İspanya) Kurtuba (Cordoba) şehrine gidip yerleşti. 379 (m. 989) senesinde İşbiliye’de (Sevilla) vefât etti. Naklettiği hadis-i şeriflerden bazıları şunlardır:
Seyyid Abdullah Haddâdî hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Evlâd-ı Resûl olup, seyyiddir. 1634 (H. 1044) senesinde Yemen'in Terîm şehrinde doğdu. 1720 (H. 1132) senesinde Terîm'de vefât etti. Küçük yaşta Kur'ân-ı kerîmi ezberledi. Zamânının büyük âlimlerinin derslerini dinledi. Onlardan icazet alarak talebe yetiştirdi. Tasavvufta da yüksek derecelere kavuştu ve çok kerametleri görüldü. Talebesi Selî onun hakkında şöyle bildirdi:
Seyyid Muhammed Murâdi rahmetullahi aleyh, Şam'ın büyük velilerinden ve Hanefi mezhebi fıkıh âlimlerindendir. 1683 (H.1094) senesinde İstanbul'da doğdu. 1755 (H.1169) senesinde Şam'da vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Sultan III. Osman'ın (padişahlığı 1754-57 yılları arası) sadrazamlarından Hekimoğlu Ali Paşa, çok dindar bir kimse idi. Bu Ali Paşa zamanında bir tüccar iflas etmiş, bütün mal ve servetini kaybetmiş, üstelik bir de borca girmişti. Bu sıkıntılı durumda iken müracaat ettiği bütün eş-dost kapıları, bu durumdaki herkese yapıldığı gibi yüzüne kapanmıştı Adamcağız bu çaresiz haldeyken bir gece rüyasında Peygamberimizi gördü ve O'ndan yardım ve destek istedi. Peygamberimiz ona: "Git Allahü Teâlanın makbul kulu Ali Paşa'ya benden selam söyle, sana 100 altın versin" dedi Adam: "Ya Resûlallah, ben Ali Paşa'ya selamınızı iletir, bana 100 altın vermesini emrettiğinizi söylerim ama bana inanmaz" dedi. Hz. Peygamber(sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: