İnsanın Kemâli, Fâni Olduğunu Anlamasıdır
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.652.857
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Hıristiyanlığın en revaçta olduğu Ortaçağ'da, büyük tıp âlimleri, yalnız Müslümanlardı ve Avrupalılar Endülüs'e tıp tahsil etmeye gelirlerdi. Çiçek hastalığına karşı aşıyı bulanlar, Müslüman Türklerdir. O zamanki Avrupa'da insanlar, hastalıktan kırılıyordu. Fransa kralı 15. Louis 1774'de çiçekten öldü. Avrupa uzun zaman vebâ ve kolera salgınlarına uğradı.Napolyon 1798'de Akkâ Kalesi'ni muhâsara etdiği zaman, ordusunda vebâ hastalığı meydana çıkmış ve hastalığa karşı çâresiz kalınca, düşmanı olan müslüman Türklerden yardım istemek zorunda kalmıştı. O zaman yazılan bir Fransız eserinde şöyle demektedir:
1602 senesi Ağustos ayı. Budin kalesi Avusturya muhasarası altında. O yaz başında Osmanlı ordusu, Erdel üzerine sefere çıkmıştı. Bunu fırsat bilen Avusturya'lılar, Arşidük Matyas kumandasında kalabalık bir ordu ile, Osmanlı idaresi altındaki Budin üzerine yürüdüler ve ilk olarak, surları çok zayıf olan Peşte'yi kolayca zaptettiler. Kalede bulunan Rumeli beylerbeyi Lala Mehmet Paşa, emrindeki çok az kuvvetle müdafaaya hazırlanıyordu. Peşte'yi ele geçiren Avusturyalılar, kısa bir zaman sonra Budin'i muhasara ettiler.
Ahmed Taberi rahmetullahi aleyh, Şafii fıkıh âlimi, vâiz ve hatibdir. İran'da Taberistan'da doğdu ve orada ilim tahsil etti. Ömrünün sonuna doğru Tarsus'a göç etti. Orada 335 (m. 946) yılında vefât etti. Bu mübarek zat, vefatından kısa bir zaman evvel nefsini hesaba çekerek buyurdu ki:
Ahmed Bürzülî hazretleri kıraat, hadis, tasavvuf ve Mâlikî mezhebi fıkıh âlimidir. 730 (m. 1341)’de Tunus’ta Kayrevan’da doğdu. Zamanının en meşhur âlimlerinden ilim öğrendi. Şemseddîn Muhammed bin Merzûk’tan fıkıh ve hadis ilmini, hadis ravileri ve kıraat rivayetlerini öğrendi. İbn-i Tafracîn Medresesi’nin müderrisliğine, sonra Şeyhülislâmlık makamına getirildi. 844 (m. 1440) yılında Kayrevan’da vefat etti. Bir dersinde şunları anlattı:
Abdullah bin Utbe hazretleri, Tâbiinin büyüklerindendir. Meşhur sahâbi Abdullah bin Mes'ud'un (radıyallahü anh) yeğenidir. Resûlullah efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) vefatı sırasında henüz küçüktü... Kûfe kadılığı yaparken 74 (m. 693) yılında orada vefat etti. Buyurdu ki:
Bağdat. Dul bir kadın. Altı öksüz çocuğu ve bir de ihtiyar ana. Kadın geçimi sağlamak üzere, hafta boyu el emeği verir, göz nuru döker iplik eğirir, pazara çıkar ve anası ile çocuklarının rızkını temin etmeye çalışırdı.
Vakti tamam olunca bu dul kadın vefat eder, çocukların bakımı ise ihtiyar kadına kalır. Kadın pazara her hafata çıkamıyor, ip eğiriyordu. Bir zaman baktıki altıyüz dirhem kadar ip eğirmişti, pazara götürmeye karar verdi.