Bir Kimseden Cefa Görürsen Tövbe Et!
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.605.378
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
Yıldırım Bayezid Han'ın 25 Eylül 1396'da Niğbolu'da kazandığı büyük meydan savaşı, Avrupa'da derin yankılar yandırmıştı. Savaş alanında on binlerce Macar askerinin öldüğünü ağlayarak seyrettikten sonra, Haçlı ordusunu yüz üstü bırakıp kaçan Macar Kralı ve Haçlı ordusu başkumandanı Sigismund, Budin'e vardığı zaman:-Hristiyan dünyasının böyle büyük bir felaket gördüğünü tarih yazmamıştır, diyerek sarayına kapanmıştı. Halbuki Sigismund, bu sefere çıkmadan önce, Budin'de yüze yakın Prens ve kumandanın katıldığı büyük bir toplantıda, sağ elini kıymetli taşlarla süslü kılıcına atarak:-Hristiyanlığın gerçek zaferi demek bugünmüş! Kosova mağlubiyeti, bu ittifakın kurulmasına vesile olduğu için şükredelim. Bu orduların kurulmasına ön ayak olan Fransa kralı Şarl hazretlerine minnet hislerimizi sunalım. Bugün ütün Avrupa, Türkler üzerinde kazanılacak büyük zaferin bayramını yapıyor. Demişti.
Osmanlı Devleti döneminde her paşa ve padişah için, memleketinde herkesin istifadesine açık bir hayır kurumu yapıp ahirete öyle gitme, en büyük ideal idi. Bu sebeple, fethedilen yerlerde her biri bir cami, bir külliye veya bir hastane yapıp gitti. Ecdâdımız, kendi devirlerinin kültürünün gerektirdiği müesseseleri kurdular. İnsan nerde neyi tahsil ederse etsin ama Rabbiyle her zaman irtibatlı olsun diye camisiz yer bırakmadılar.
Hazreti Fâtıma, Resûlullah efendimizin mübarek kızı, Hazret-i Ali'nin ise zevcesidir. Hz. Meryem'den sonra, bütün kadınların en üstünüdür. Aklı, zekâsı, hüsnü cemâli (güzelliği) zühdü (dünyaya düşkün olmaması) takvası ve güzel ahlâkı ile bütün insanlara çok güzel bir örnektir...
Hz. Fâtıma, babasının biricik nur tanesiydi. Peygamberimiz kırk yaşında iken doğdu.
Yüzü pek beyaz ve nurlu olduğundan "Zehrâ" denildi. Zühd ve dünyadan kesilmekte en ileri olduğu için de, "Betül" çok temiz denilmiştir. Âyet-i kerime ve hadis-i şerifler ile medhedilmiştir.
Tekirdağlı Feyzi Efendi Osmanlı âlim ve velîlerindendir. Gümüşhânevî Dergâhının son şeyhidir. 1851 (H.1267) senesinde Tekirdağ'ın Kılıçlar köyünde doğdu. İlk tahsîlini memleketinde gören Feyzi Efendi, İstanbul'a gelerek birçok âlimden ders okudu ve icâzet aldı. Bâyezîd Câmiinde ders okutmaya başladı. Sonra İstanbul Müderrisliği vazîfesi verildi. 1910 senesinde Huzûr Dersleri Muhataplığına tâyin edildi. En son huzûr dersinin yapıldığı 1919 senesine kadar bu vazîfesine devâm etti.
İbn-i Mende hazretleri hadîs âlimidir. 383 (m. 993) senesinde İran’da İsfehân'da doğdu. 470 (m. 1077)’de vefât etti. Hadîs ilminde Hâfız derecesinde olup, ayrıca târih ilminde de âlimdi. İlim öğrenmek için çok yer gezdi. Hicaz’a Bağdad’a, Hemedan’a, Horasan’a gitti. Zamanının meşhûr âlimlerinden, bilhassa babasından ve İbrâhim bin Harşebe’den, ilim öğrendi. Naklettiği hadis-i şeriflerden bazıları:
Dünya hayatında hiç kimseye iyilik yapmamış, bencil bir adam ölünce, cehennem kapısında bir melek karşıladı. Melek adama şöyle seslendi: "Hayatta iken tek bir gün bile birisine iyilik yaptıysan buraya girmeyeceksin. Varsa söyle!"