Nefsin arzularına muhalefet et!

Seyyid Abdullah Haddâdî hazretleri evliyânın büyüklerindendir. 1044 (m. 1634) senesinde Yemen’in Terim şehrinde doğdu. 1132 (m. 1720) senesinde orada vefât etti. Zamanının büyük âlimleriyle görüşüp derslerini dinledi. Fıkıh ilmini Kâdı Sehl bin Ahmed ve başkalarından öğrendi. Küçük yaşta ilimde söz sahibi oldu. Buyurdu ki:

“İrâde, nefsin arzularına muhalefet edip, onu Allahü teâlânın emirlerine yöneltmek ve kendisi için Allahü teâlânın takdîr ettiğine râzı olmaktır." “Kul, muhabbet makamına, Allahü teâlânın dostlarını sevmek ve Allahü teâlâya düşman olanlara düşmanlık etmekle kavuşur.” “Amellerin en üstünü; doğru amel işlemek, sünnet üzere hizmete devam etmektir.” “Kalbin Allahü teâlâdan başkasına meyletmesi, Allahü teâlânın azâbını çabuklaştırır.” “Yaptığı amellerin, kendisini Cehennem azâbından kurtarıp, Allahü teâlânın rızâsına kavuşturacağını zanneden kimse, çok büyük hatâ etmiştir. Allahü teâlânın fadlı ve ihsânı ile kurtulabileceğini düşünen kimseyi, Allahü teâlâ rızâ makamlarının en sonuna ulaştırır. Allahü teâlâ, Kur’ân-ı kerîmde Yûnus sûresi 58. âyet-i kerîmesinde buyuruyor ki, (De ki: Allahü teâlânın ihsanıyla ve rahmetiyle ancak bununla ferahlansınlar. Bu, onların toplamakta olduklarından (dünyâ menfaatinden) daha hayırlıdır).” “Allahü teâlâyı Rab olarak tanı. O’nu bir olarak ikrâr et ve O’na niçbir şeyi ortak koşma. Tevhîdin esâsı bu üç şeydir.” “Allahü teâlânın, senin rızkına kefil olduğuna itimâd et ve sana emrettiği ibâdetleri yapmaya çalış! Böyle yaparsan, evliyâdan olursun.” "Vecd ve hâl sâhipleri kendilerinden geçip şuurlarını kaybederlerse, sözlerinde ve işlerinde mazur olurlar. Fakat bu tasavvuf sarhoşluğu kendiliğinden olmayıp, akılları başlarında ise şuurları yerinde ise, mazur olmazlar ve günaha girerler. Şuursuz oldukları zaman, ibâdetleri kaçırmaları günah olmaz ise de, akılları başlarına gelince, kaçırdıkları ibâdetleri hemen kazâ etmeleri lâzımdır. Çünkü bu şuursuzluğa, akıllarının başlarından gitmesine kendileri sebep olmuştur. Böyle tasavvuf sarhoşlarının, dîne uymayan sözlerine ve işlerine başkalarının uymaları câiz değildir. Kendileri günaha girmezlerse de bunlara uyanlar günaha girerler." "Günahlar sebebiyle, paslanan gönüllerin kurtuluşu Allahü teâlâya çok tövbe, istigfâr etmek, her zaman Allahü teâlâyı düşünmek, O'nun râzı olduğu, beğendiği işleri yapmak ve hiçbir zaman O'ndan gâfil olmamakla mümkündür."

Toplam Görüntülenme: 61

Yayın tarihi: Perşembe, 02 Haziran 2022

Bunları okudunuz mu?