Cinlerin de kâfirleri ve müminleri vardır

Şemseddîn ibn-i Câbir hazretleri hadîs ve Mâlikî mezhebi fıkıh âlimidir. 673 (m. 1274)’de Tunus’ta doğdu. 749 (m. 1338)’de orada vefât etti. Bir dersinde şunları anlattı:

Cinlerin varlıkları, Kur'ân-ı kerim ve hadis-i şeriflerle sabittir. İnkâr eden kâfir olur. Kur'an-ı kerimde Zariyat sûresi 56. âyetinde mealen buyuruluyor ki: (Ben cinleri ve insanları, ancak bana ibadet etsinler diye yarattım.)
İbni Mesud hazretleri bildiriyor: Bir gece Resulullah (sallallahü aleyhi ve sellem), bizimle beraberken aramızdan kayboldu. Her yeri aradık, bulamadık. O geceyi endişe içinde geçirdik. Sabah olunca, Hira tarafından gelirken gördük. “Ya Resulallah, sizi aradık” dedik. (Bana cinlerden bir davetçi geldi. Onunla beraber gittim. Onlara Kur'ân-ı kerim okudum) buyurdu.
Bir hadis-i şerifte de, (Ezan okurken sesini yükselt! Çünkü, ezan okuyanın sesini işiten bütün insan ve cinler, kıyamette ona şahitlik ederler) buyuruldu.
Cinlerin kâfirleri, bütün âlimlere göre, Cehenneme gidecektir. Mümin cinler ise, Cennetin “Rabad” denilen yerindedir. Dünyadakinin tersine; insanlar onları gördüğü hâlde, onlar insanları göremeyecektir...
Cinler defalarca Peygamber efendimizin huzuru şeriflerine gelip kendisini dinlemişlerdir. Resulullah onlara, Rahman suresini tebliğ niyetiyle okumuştur. (Ey insanlar ve cinler, Rabbinizin hangi nimetini inkâr edebilirsiniz) ifadesi bulunan âyet-i kerimeden sonra, (Rabbimizin hiçbir nimetini inkâr etmeyiz, ey Rabbimiz sana hamd olsun) demişlerdi. Bu sure, onların da dinî emir ve yasaklarla mükellef olduğuna delalet eder. Çünkü bu sure, “Sekaleyn”e [insan ve cinne] hitap etmektedir. Kur'ân-ı kerim âyetleri ve hadis-i şerifler; onların da, mükafat ve ceza için haşredileceklerine delalet etmekte, müminlerinin Cennete, kâfirlerinin de Cehenneme gidecekleri anlaşılmaktadır.
İmam-ı Buhari hazretleri buyuruyor ki: Cin suresinin (Hakikaten biz, hidayet rehberi olan Kur'ân-ı kerimi dinleyince, Ona iman ettik. Rabbine iman eden, bahstan ve rehaktan korkmaz) mealindeki 13. âyet-i kerimesindeki 'bahs', mükafatın eksik verilmesi; 'rehak' da hak etmediği cezayı görmek, demektir. Bu âyet-i kerime, onların iyiliklerine karşılık mükafatlarının eksiksiz verileceğine ve günahlarına karşı fazladan ceza görmeyeceklerine delalet eder.

Toplam Görüntülenme: 28

Yayın tarihi: Perşembe, 07 Ocak 2021

Bunları okudunuz mu?