Gözlerin görmediği nimetlere kavuşanlar

Ahmed ibn-i Mücâhid et-Temîmî hazretleri kıraat âlimidir. 245'te (m. 859) Bağ­dat'ta doğdu. Zamanın meşhur kıraat âlimlerinden ders aldı ve çok talebe yetiştirdi. 324'te (m. 936) vefat etti. Bir dersinde buyurdu ki:

Kur’ân-ı kerîmin yüceliği, yüksekliği, faziletleri sayıya gelmez. Sonu, sınırı yoktur. Çünkü Allahü teâlânın kadîm kelâmıdır. Onun üstünlüğü, Allahü teâlânın mahlûklarına üstünlüğü gibidir. Hadîs-i şerîfte “Kur’ân-ı kerîm, Allahü teâlânın (kendisine yapışılan ve Allahü teâlâya kavuşturan) sağlam ipidir. Manaların hepsi anlaşılmaz, bitmez. Çok okumak ve dinlemekle eskimez, usanılmaz. Kur’ân-ı kerîm ile söyleyen doğrudur. Onun ile amel eden doğru yoldadır. Onun ile hükmeden âdildir. Ona tutunan sırât-ı müstekim üzere hidâyettedir” buyuruldu.
Muâz bin Cebel’in (radıyallahü anh) rivâyet ettiği hadîs-i şerîfte ise “Kıyâmet günü Kur’ân ehli çağırılır. Her birine taç takılır. Her tacın yetmişbin rüknü vardır. Her bir rükünde kırmızı yakut vardır. Günlerce gidilecek uzak mesafelere ışık verir. Sonra ona “Razı oldun mu?” denir. “Evet” der. Dâima onunla olan Kirâmen kâtibîn melekleri “Yâ Rabbî! Daha ver” derler. Allahü teâlâ, “Ona kerâmet elbisesini giydirin” buyurur. Giydirirler. Sonra yine “Razı oldun mu?” denir. “Evet” der. Kirâmen kâtibîn melekleri yine, “Yâ Rabbî! Ziyâde et” derler. Kur’ân ehline “Sağ elini aç” derler. Allahü teâlânın Rıdvan’ından doldurulur. Sol elini aç denir. Ona Huld’dan doldurulur. Sonra “Razı oldun mu?” denir. “Evet” der. Yine Kirâmen kâtibîn melekleri, “Yâ Rabbî! Daha fazla ver” derler. Hak teâlâ “Ona Rıdvânı’mı ve Huld’ümü verdim” buyurur. Sonra ona güneş gibi nûr verilir. Yetmiş bin melek onu cennete uğurlarlar. Kur’ân ehli, Rabbini tenzih ve tesbih eder. Cennete götürürler. Her harf için bir hasene, her hasene için bir derece verilir, iki derece arası yüz senelik mesafedir. Sonra Kur’ân-ı kerîm ehline, “Dünyâda okuduğun gibi tertîl ve rikkat üzere oku! Ve yüksel! Menzilin, okuyacağın son âyetin yanındadır” denir. Okur ve yükselir. Nihâyet Kur’ân-ı kerîm, onu inciden yapılmış bir odaya götürür. O odanın altından yetmiş bin kapısı vardır. Meyveleri, nehirleri, hizmetçileri, hanımları vardır. Orada gözlerin görmediği, kulakların işitmediği, insanın hatırına gelmeyen nimetler bulur...

Toplam Görüntülenme: 116

Yayın tarihi: Çarşamba, 15 Nisan 2020

Bunları okudunuz mu?