Temiz erkekler temiz kadınlara yakışır

Sadrüddîn Muhammed İbnü'l-Vekil hazretleri Şafiî fıkıh âlimidir.  665 (m. 1267)’de Mısır’da Dimyat'ta doğdu. Ailesi, onun doğumundan sonra Şam'a göç etti. İbnü'l-Vekîl burada büyük âlimlerden fıkıh ilmi tahsil ettikten sonra çeşitli medreselerde, sonra Kahire’ye giderek Nâsıriyye Medresesi'nde fıkıh dersleri verdi. 716 (m. 1317)’de Kahire'de vefat etti. Buyurdu ki:

Sevgili Peygamberimizin mübârek soylarının temiz olduğuna delâlet eden âyet-i kerîmeler çoktur. Bunlardan birkaçının meali şöyledir:
Tevbe sûresi 28. âyetinde meâlen; “Ey îmân edenler! Müşrikler ancak necistirler. Artık bu yıllardan sonra Mescid-i Haram’a yaklaşmasınlar” buyurup, müşriklerin manevî pislik ile pis oldukları için, Mescid-i Haram’a yaklaşmalarını menetti. Oraya girmelerini ayak basmalarını yasakladı.
Yine Hac sûresi 30. âyet-i kerîmesinde meâlen; “O hâlde pis putlardan kaçının, yalan sözden sakının” buyurdu. Evsânı (putları), ricsin (pisliğin) aynısı saydı. Evsâna (putlara) yaklaşmaktan menetti.
Nûr sûresi 26. âyet-i kerîmesinde meâlen; “Kötü kadınlar kötü erkeklere, kötü erkekler kötü kadınlara, temiz kadınlar ise temiz erkeklere, temiz erkekler de temiz kadınlara yakışır” buyuruldu. İşte, Allahü teâlâ müşriklerin necis olduklarını bildirdi. Mescid-i Haram’a yaklaşmalarını menetti. Evsânın (putların), ricsin (pisliğin) aynısı olup, necis olduklarını bildirdi Onlara yaklaşmayı menetti.
Hâl böyle olunca, alîm ve hakîm olan, her şeyi lâyık olduğu mevkiine koyan Allahü teâlâ, âlemlere rahmet olarak yarattığı Habîbinin mübârek ve temiz rûhu şerîfini, necis (pis) olarak bildirdiği müşriklerin sulblerine ve rahimlerine hiç koyar mı? Habîbinin aslını, necis (pis) olarak bildirdiği müşriklerden yapar mı? Resûlullah (aleyhisselâm) Efendimiz; mübârek, latîf ve temiz rûhu şerîflerinin, takdis ve tenvir âleminden olmayan bir şey ile kirlenmiş olmaktan tenzih ederiz. Hâlbuki Allahü teâlâ temiz kadınları, temiz erkeklere, temiz erkekleri de temiz kadınlara tahsis eyledi.
Âl-i İmrân sûresi 68. âyet-i kerîmesinde meâlen; “Gerçekten İbrâhim’e insanların en lâyıkı, herhâlde (zamanında) ona tâbi olanlarla şu peygamber ve (şu) îmân edenlerdir. Allah, o îmân edenlerin yardımcısıdır” buyuruldu.
Yine Âl-i İmrân sûresi 95. âyetinde meâlen; “De ki; Allah, (sözün) doğru(sunu) söylemiştir. O hâlde İslama yönelerek İbrâhim’in dînine uyun. O, Allah’a ortak koşanlardan değildi” buyuruldu.

Toplam Görüntülenme: 40

Yayın tarihi: Perşembe, 19 Kasım 2020

Bunları okudunuz mu?