İbn-ül-lebbân

İbn-ül-lebbân
Âriflerin ve evliyânın büyüklerinden ve meşhûrlarından olan Yâkût-i Arşi hazretleri Ebü'l-Abbâs-ı Mürsi hazretlerinin talebelerinin büyüğü olup, Habeşistanlıdır. 1307 (H. 707) senesinde Mısır'da İskenderiyye şehrinde vefât etti. Yâkût-i Arşi, insanlara olduğu gibi, hayvanlara karşı da çok merhamet sâhibi bir zât idi... Nimetlendirilmiş bir köle!
Bir defâsında zamânın sultânı bu zâtı ziyârete gelmişti. Geldiğinde, Yâkût-i Arşi hazretlerini, Habeşli siyâhi bir kimse olarak görüp, kalbinden; "Bu siyah bir köledir. Bu kimse büyük bir zât olabilir mi?" diye geçirdi. Yâkût hazretleri, kerâmet olarak sultânın bu düşüncelerini anlayarak, onun yanına yaklaştı. Başına yedi defâ dokundu; "Ama bu, nimetlendirilmiş bir köledir" buyurdu. Sultan hatâsını anlayıp, Allahü teâlânın veli kulları hakkında görünüşe göre hüküm vermenin veyâ görünüşe aldanarak onları aşağı görmenin ne kadar çirkin ve tehlikeli olduğunu anlayıp, önceki düşüncelerine pişmân oldu. Bu hâdiseden sonra sultan, yedi ay daha yaşayıp vefât etti. Böylece, Yâkût-i Arşi hazretlerinin sultânın başına yedi defâ vurmasının hikmeti anlaşılmış oldu...

Büyükleri üzmenin cezası!
O günlerde, İbn-ül-Lebbân isminde bir âlim, Seyyid Ahmed-i Bedevi hazretlerini üzmüştü. Bunun cezâsı olarak, ne kadar ilmi varsa, hepsi hâfızasından silinmişti. Seyyid hazretlerini üzdüğü için bu hâlin başına geldiğini düşündü ve yaptığına çok pişmân oldu. Yâkût-i Arşi hazretlerine sığındı. O da İskenderiyye'den çıkarak, hazret-i Seyyid'in bulunduğu Tanta şehrine geldi. Bu kimse adına ondan özür dileyerek, bu kimsenin pişmân olup, tövbe ettiğini, yaptığı hatâdan büyük üzüntü duyduğunu ve sıkıntıda olduğunu bildirdi. Seyyid Ahmed-i Bedevi, Yâkût-i Arşi hazretlerinin hürmetine o kimsenin özrünü kabûl etti ve kabahatini affetti. Bundan sonra İbn-ül-Lebbân, eski ilminin tekrar hâfızasında bulunduğunu hissetti. Yâkût-i Arşi hazretlerinin yanından ayrılmadı. Onun talebesi oldu. Hatta Yâkût hazretleri bunu, kızı ile evlendirerek kendine damat eyledi...

"Hanımının ayak ucuna defnedin!"
İbn-ül-Lebbân, ilimde ve velilik yolunda ilerleyip, üstün derece sâhibi oldu. Hocası Yâkût-i Arşi'yi çok severdi. Bu sevgisinin çokluğu sebebiyle, vefâtına yakın buyurdu ki: "Cenazemi, hanımımın ayak ucuna defnedin!"
Bundan sonra ruhunu teslim etti

Dört Mezhepten Birine Uymamak Câiz Değildir

Vehbi Tülek

Sen, Zamanımızın Zahidisin Ey Dâvûd

Vehbi Tülek

Evliyanın Kızmasında Da Merhamet Vardır

Vehbi Tülek

Günahı Küçük Görmek Gibi Musîbet Yoktur

Vehbi Tülek

Allahü Teâlâyı, Akıllı Kimse Daha Çok Tanır

Vehbi Tülek