Şems-i Tebrîzî

Şems-i Tebrîzî
Şems-i Tebrizi hazretleri Konya'ya gelen büyük velilerdendir. Tebriz'de doğdu. Doğum târihi bilinmemektedir. Şems-i Tebrizi lakabıyla meşhûr oldu. 1247 (H.645) târihinde Konya'da şehid edildi. Mevlânâ'nın medresesinde defnedildi. CAMİDE KİMSE KALMAMIŞTI
Şems-i Tebrizi hazretleri; "Eğer bir kimse bana âhiretim ile ilgili bir defâ iyilik edip, dünyâ ile ilgili binlerce kötülük etse, ben onun bir defâ yaptığı iyiliğe nazar ederim. Çünkü iyi ahlâk bunu icâbettirir." buyururdu.
Şems-i Tebrizi hazretleri Şam'dan Konya'ya gelirken, yol üzerinde bulunan bir hana uğrayarak burada yatmak istedi. Fakat uğradığı bütün hanların dolu olduğunu, hiç kalacak yerlerinin olmadığını öğrenince, câmide sabahlamak istedi. Câmiye gidip yatsı namazını cemâatle kıldı. Cemâat dağıldığında, o hâlâ duâya devâm ediyordu. Duâsını bitirdiğinde, câmide kimse kalmamıştı. Günlerce süren yolculuğun verdiği yorgunlukla hemen kendinden geçti. Bir müddet sonra câminin kapılarını kilitlemek üzere gelen görevli, camide birinin yattığını görünce, yanına yaklaşarak:
"Burada yatılmaz kalk!" dedi. Şems-i Tebrizi hazretleri doğrularak: "Benim kimseye bir zararım dokunmaz. Garibim, uzak yoldan geliyorum. Hanlarda da yatacak yer yokmuş, başka kalacak bir yerim de yok. Bırak da burada sabahlıyayım" dedi.
Görevli; "Beni uğraştırma, sana kalk dışarı çık dedim, yoksa yaka paça seni dışarı atmasını bilirim" diye karşılık verdi. Şems-i Tebrizi hazretleri, bu son sözler üzerine bir tuhaf oldu. Hemen ayağa kalktı. Sessizce kapıdan dışarı çıktı. Câmiden çıkmasını isteyen görevli, onun arkasından bakarken, âniden boğuluyormuş gibi oldu. Bunun üzerine; "İmdât boğuluyorum!" diye bağırmaya başladı. Bu sesi işiten imâm efendi koşarak geldi ve ona;

NE OLUR ONU AFFEDİN!
"Ne oldu, niye bağırıyorsun?" diye sordu. Kayyum durumu anlatınca, imâm efendi hemen câmiden çıkıp koşarak, Şems-i Tebrizi hazretlerine yetişti. Kendisine; "Efendim, o câhildir, bir terbiyesizlik etmiş. Ne olur onu affedin!" dedi. Şems-i Tebrizi hazretleri imâm efendiye baktı. Üzüntülü bir şekilde: "Onun işi benden çıktı. Benim yapabileceğim birşey yoktur. Ancak imânla ölmesi için duâ edebilirim" buyurdu. Adam biraz sonra can verdi.

İstikâmet Üzere Olmak Kerâmetten Üstündür!

Vehbi Tülek

Evliyâ, Kınından Çekilmiş Bir Kılıç Gibidir!

Vehbi Tülek

Seven, Sevdiğine Itâat Eder

Vehbi Tülek

Ben Allahü Teâlâdan Gelene Râzıyım Oğlum

Vehbi Tülek

Cimrilikten Ve Isrâftan Son Derece Sakının!

Vehbi Tülek