mahşî Bin Humeyr Abdürrahmân Bin Sâbit

mahşî Bin Humeyr Abdürrahmân Bin Sâbit
İslam ordusu Tebük Seferine çıkmıştı... Resûlullah efendimiz, Eshâb-ı kirâma, "Yarın kuşluk vaktinde Tebük'e ulaşacaksınız. Ben gelmeyince kimse elini suya dokunmasın!" buyurdu. Mücahidler oraya varınca gördüler ki, suyu gâyet az akan bir çeşme vardı. Suya hiç el sürmediler...
BÜTÜN ORDU KANA KANA İÇTİ
Nihayet Resûlullah efendimiz teşrif etti. Çeşmenin suyu ile mübârek ellerini ve yüzünü yıkadı. O ânda çeşmenin suyu çoğaldı ve coşarak akmaya başladı. Bütün ordu istediği kadar su aldı...
Bir konaklama yerinde, Resûlullah efendimizin devesi kayboldu. Münâfıklardan birisi, "Muhammed peygamber olduğunu sanır ve size göklerden haber verir. Fekat kendi devesinin nerede olduğunu bilmez" dedi. O münâfığın sözlerini Resûlullah efendimize söylediler. Buyurdu ki: "Ben ancak Allahü teâlânın bildirdiği şeyleri bilirim. Şu ânda Rabbim bana devemin falan derede yuları bir ağaca sarılmış olduğunu bildirdi" buyurdu. Gidip deveyi o vâdide yuları bir ağaca sarılmış hâlde buldular...
Resûlullah efendimiz Tebük gazâsına çıktığında, münâfıklardan bir grub da orduya katılmıştı. Onlardan biri de Vedi'a bin Sâbit idi. Bir diğeri ise Eşca'dan Mahşi bin Humeyr idi. Münâfıklar kendi aralarında ordunun içinde şöyle konuşuyorlardı: "Müslümânlar Beni Asfar ile yapacakları gazâyı diğerleriyle yaptıkları gazâ gibi olacak zannediyorlar! Göreceksiniz yârın Müslümânları nasıl esir edip iplere dizerler!.."
Bu konuşmalar sırasında Mahşi bin Humeyr, "Vallahi her birimize yüz değnek vursalar da, yeter ki hakkımızda Kur'ân âyeti nâzil olmasa" dedi.
Onlar böyle konuşurken Resûlullah efendimiz, Ammâr bin Yâser hazretlerine "Git ordunun arasında birbiriyle konuşanları bul ve ne konuştuklarını sor. Eğer inkâr ederlerse, siz şöyle şöyle konuştunuz diye söyle" buyurdu.

MÜNÂFIKTI, TERTEMİZ MÜMİN OLDU
Ammâr bin Yâser "radıyallahü anh" gidip, o sözleri onlara söyledi. Bunun üzerine hepsi özür dilediler ve Resûlullah efendimizin huzûruna geldiler. Onlardan Vedi'a bin Sâbit, "Yâ Resûlallah! Biz her türlü söze daldık. Maskaraca boş sözler söyledik" dedi.
Mahşi bin Humeyr ise "Benim ve babamın ismi bunların arasında anılmasın" diyerek afv edilmesini istedi. Afv edildi ve Abdürrahmân ismi verildi. Sonra Allahü teâlâya duâ edip, kimsenin bilmediği tenhâ bir yerde şehid olmayı diledi. Yemâme savaşında şehid oldu ve ondan bir dahâ haber alınamadı...

Sâlihlerle Sohbet, Ebedî Saâdetin Anahtarıdır

Vehbi Tülek

Âlimler Ve Velîler, Muhammed Aleyhisselâmın Vârisleridir

Vehbi Tülek

Kim Salât Okursa, Yetmiş Melek De Ona Salât Okur

Vehbi Tülek

Dünyayı Terk Etmeyen, Allah'a Tam Kavuşamaz

Vehbi Tülek

İmâm-ı Busayrî Ve Kasîde-i Bürde

Vehbi Tülek