neccârzâde Mustafa Efendi

neccârzâde Mustafa Efendi
Anadolu'da yetişen büyük velilerden olan Neccârzâde, doğmadan önce babası İbrâhim Efendiye rüyâsında bir zât; "Allahü teâlâ sana sâlih bir evlâd verecek. Bu evlâdın âlim ve ârif bir zât olacak. Çok evliyâ ve sâlih Müslüman yetiştirecektir. Doğduğu zaman ismini Mustafa koyunuz ve iyi yetişmesi için çok gayret ediniz" demişti. Bunun üzerine o doğunca babası ismini Mustafa koydu. "AMAN EVLADIM, İLİM ÖĞREN!"
Babası İbrâhim Efendi, Neccârzâde doğduktan bir müddet sonra İstanbul'a yerleşerek saray topçuları arasına girdi. Fen ilimlerine vâkıf olan bu zât, seferler sırasında bilgisiyle hizmette bulunduğu gibi, köprülerin kurulmasına da nezâret etmiştir. Bu sebeple kendisine marangoz mânâsında, "Neccâr", oğluna da "Neccârzâde" lakabı verilmiştir.
İbrâhim Efendi, ömrünün son anında ona şöyle nasihat ve vasiyet etti: "Aman evlâdım ilim öğren. Annen seni işe verirse kabûl etme. Zirâ sen büyük hizmetler için yaratıldın. İlimde ve mârifette yüksek mertebelere çıkacaksın. Bu hususta çok gayretli ve dikkatli ol!"
Babası vefât edince, annesi onu bir işe vermek istedi. Fakat o, ilim tahsiline başladı. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenip, kısa zamanda yetişti. On yedi yaşında Beşiktaş'taki Sinân Paşa Câmii yanındaki medresede ders vermeye başladı. Bu müderrisliği sırasında, Üsküdar'da Aziz Mahmûd Hüdâi hazretlerinin dergâhında insanları irşâd ve terbiye ile meşgûl olan Yâkûb Efendinin babası Odabaşı Şeyhi diye tanınan Şeyh Fenâi Efendinin derslerine ve sohbetlerine devâm etti. Kısa zamanda ilerledi. Bu hocasından Celvetiyye yolunun âdâbını öğrendi ve icâzet aldı...

"GÖZÜMÜN NÛRU MUSTAFA..."
Fenâi Efendi bir neşeli vakitlerinde Mustafa Efendinin kıymetini bildirmek için ona hitâben; "Gözümün nûru Mustafa Efendi! İnşâallah, siz öyle bir rehber olursunuz da, inci, cevher olan hikmetli sözleriniz büyük küçük herkesin kulağına küpe olur." buyurdu. Zaman zaman, Mustafa Efendide yüksek hallerin meydana geleceği müjdesini tekrar ederdi.
Neccarzâde buyurdu ki: "Bütün Müslümanların günahlarına tövbe etmesi lâzım ve zarûridir. Ölünceye kadar dâimâ tövbe ve istiğfâr etmek lâzımdır. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerimde müminlerin tövbe etmesini emir buyuruyor. İstiğfârdan murâd tövbedir."
1746 senesi Muharrem ayında vefât ederek, Beşiktaş'ta Sinan Paşa Câmii yanındaki türbesine defnedildi...

Her Güzellik Ve Üstünlük Allahü Teâlâdandır

Vehbi Tülek

O Zatı Gördüğüne Dâir Şüphemiz Kalmadı

Vehbi Tülek

Namazda Kur’ân-ı Kerîmi Sünnet Miktarı Okumalı!

Vehbi Tülek

Kötü Arkadaşları Terk Et Sâlihlerle Birlikte Ol!

Vehbi Tülek

Sâdık Talebenin Ilacı Hocasına Bağlılığıdır!

Vehbi Tülek