Dünya Ve Ahirette Iyilik, Sabır Ile Ele Geçer.
Ebû Muhammed el-Havvas hazretleri hadis ve fıkıh âlimidir. Bağdâd’da yaşadı. 253 (m. 867) senesinde doğdu. 348 (m. 959)’de vefât etti. Cüneyd-i Bağdâdî hazretlerinin talebelerinin en eskilerinden ve en büyüklerindendir.
Ebû Muhammed el-Havvas hazretleri hâlini gizler, husûsî hâllerini, başkalarına nisbet ederek, menkıbe şeklinde herhangi bir zâtın başından geçmiş bir hadîse gibi anlatırdı. Bir gün şöyle anlattı:
“Evliyâdan birisi Harem-i şerîfte bulunuyordu. Bir ara çok acıktı. Hicr-i İsmail denilen yere gelip duâ etti: Allahü teâlânın bir ihsânı olarak, hemen o anda, orada yemek hazır oldu. O yemeği yeyip, Allahü teâlâya şükretti. Bu 'birisi' diye, menkıbe gibi anlattığı hadîse, aslında kendi başından geçmişti. O ise kendini gizliyordu.
Ebû Muhammed el-Havvas hazretleri, tasavvuf yoluna girdiği ilk zamanlarında bir gün, kaylule uykusuna yatmıştı. Rüyâda kendisine, “Ebû Muhammed! Kalk! Falan yere git. Orada çok acaib bir şey göreceksin” dendi. Uyandığında hemen işâret edilen yere gidip bakınca, bir sandık gördü. Sandığı açtı. İçinde bir kitap vardı. Kitapta, altıbinden ziyade evliyânın isimleri, hâl tercümeleri ve menkıbeleri yazılıydı. Her gün oraya gidip, o kitaptan bir miktar okuyordu. Nihâyet kitap bitti. Ertesi gün, kitabı tekrar baştan okuyabilmek için gittiğinde, kitabın ve sandığın orada bulunmadığını gördü. Çok üzüldü. Lâkin geri döndüğünde, okuduklarının hiçbirisini unutmadığını, hepsinin hafızasında olduğunu anladı. Bundan sonra, tasavvuf yolunda ilerlemek ona kolay geldi. Yüksek derecelere, büyük makam ve hâllere kavuştu.
Bu mübarek zat, sohbetlerinde buyurdu ki: “Tevekkül, bir şeyin olması ile, olmaması arasında fark gözetmemektir.” “Dünya ve ahirette iyilik, sabır ile ele geçer.” “Fütüvvet, nefsini aşağı tutup, Müslümanlara hürmeti büyük bilmektir.” “Akıl, insanı helak edici yerlerden uzak tutan şeydir.” “Allahü teâlâya âşık olanlar, insanı O’ndan uzaklaştıran her şeyden uzak olup, alakalarını keserler.” “Kendine lazım olan ilimleri öğrenmeli ve bu ilimlerle amel etmeyi de ihmal etmemelidir.” “İlim, Allahü teâlâyı tanımaya ve O’na itaat etmeye vesîle olduğu için, ilim öğrenmek büyük ibadettir.” “Allahü teâlâya itaatte tam kul ol ki, mahlûklar karşısında tam hür olasın. Allahü teâlâya tam ibadet eden kimseye, mahlûklar itaat ve hizmet ederler.”