Ehl-i Sünnet Fırkası, Dört Mezhebe Ayrılmıştır

Ehl-i Sünnet Fırkası, Dört Mezhebe Ayrılmıştır

Şeyh Derdîrî hazretleri Mâlikî mezhebi fıkıh âlimi ve Halvetiyye yolunun büyüklerindendir. 1715 (H.1127) senesinde, Mısır'da doğdu. 1786 (H.1201) senesinde Kâhire'de vefât etti. Câmi-ul-Ezher'de ilim tahsîl etti. Zamânının en büyük âlimlerinden ders aldı. Hocalarının hepsinden icâzet alıp fetvâ vermeye başladı. Bir dersinde şunları anlattı:

Ehl-i sünnet fırkası, iş ve ibâdet bakımından dört (Mezhep)e ayrılmıştır: Birincisi, (Hanefî mezhebi) olup, İmam-ı a'zam Ebû Hanîfe Nu'mân bin Sâbit mezhebidir. Hanîf, doğru inanan, İslâmiyete sarılan kimse demektir. Ebû Hanîfe, hakîkî Müslümanların babası demektir. İmâm-ı a'zamın, Hanîfe adında bir kızı yoktu...

Ehl-i sünnetin dört mezhebinden ikincisi, (Mâlikî mezhebi) olup, İmam-ı Mâlik bin Enes mezhebidir.

Üçüncüsü, (Şâfi'î mezhebi) olup, imam-ı Muhammed bin İdrîs Şâfi'î mezhebidir. İmâmın dedesinin dedesi olan (Şâfi') hazretleri, Eshâb-ı kirâmdan olduğu için, kendisine ve mezhebine Şâfi'î denildi.

Dördüncüsü (Hanbelî mezhebi) olup, Ahmed ibni Hanbel mezhebidir... Bu dört mezhep, îtikatça, birbirinden ayrı değildir. Hepsi Ehl-i sünnet fırkasında olup, îmanları, inanışları, dinlerinin temeli birdir. İslâm milletinde bu dört imam; büyük, herkesçe kabûl edilmiş, inanılır müctehidlerdir. Yalnız şeriat yâni iş bakımından, bazı ufak şeylerde ayrılmışlardır. Şöyle ki:

Allahü teâlâ ve Peygamberi, müminlere merhamet ettikleri için, bazı işlerin nasıl yapılacağı, Kur'an-ı kerimde ve hadis-i şeriflerde açık bildirilmedi. [Açıkça bildirilse idi, öylece yapmak farz ve sünnet olurdu. Farzı yapmayanlar günaha girer, kıymet vermeyenler de kâfir olurdu. Müminlerin hâli güç olurdu. ] Böyle işleri, açık bildirilmiş bulunanlara benzeterek işlemek lâzım olur. Din âlimleri arasında, işlerin nasıl yapılabileceğini, böyle benzeterek anlayabilenlere, (Müctehid) denir. Müctehidin, bir işin nasıl yapılacağını anlamak için, son gayreti ile uğraşarak görüşüne, doğruya en yakın zannına göre amel etmesi, kendine ve ona uyanlara vâcib olur. Yâni, âyet-i kerimeler ve hadis-i şerifler, böyle yapmayı emretmektedir.

Müctehid, bir işin nasıl yapılacağını anlamaya çalışırken yanılırsa, günah olmaz. Sevap olur. Uğraşmasının sevabını kazanır. Çünkü, insana gücü, kuvveti yettiği kadar çalışması emrolundu. Müctehid yanılırsa, çalışması için bir sevap verilir. Doğruyu bulursa, on sevap verilir.

Ehl-i Sünnet Fırkası, Dört Mezhebe Ayrılmıştır

Vehbi Tülek

Rehberimiz Bize Sabrın Meyvesi Tatlı Olur Dedi

Vehbi Tülek

Müminlerin Ruhları Cennette Kâfirlerinki Ise Cehennemdedir

Vehbi Tülek

Evlenmek Isteyenin Yasin Okuması Çok Faydalıdır

Vehbi Tülek

Allahü Tealanın Rızasına Kavuşmak Istiyorsan

Vehbi Tülek