En Kıymetli Sermâyemiz, Üzüntüler Ve Sıkıntılardır

En Kıymetli Sermâyemiz, Üzüntüler Ve Sıkıntılardır

Abdülhak-ı Dehlevî hazretleri Hindistan'da yetişen büyük velîlerden olup İmam-ı Rabbânî Ahmed Fârûkî Serhendî hazretlerinin talebesi idi. 1551 (H.958) senesinde Delhi'de doğdu. 1642 (H.1052)'de aynı yerde vefât etti. Medrese tahsilinden sonra Silsile-i aliyye büyüklerinden Muhammed Bâki-billah hazretlerinin talebesi oldu.

Bir ara İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin yazılarını beğenmez, îtiraz yazıları yazardı. Fakat, son zamanlarda, Allahü teâlânın inâyetine kavuşarak, yaptıklarına pişmân oldu. Tövbe etti ve onun önde gelen talebelerinden oldu. Mevlânâ Hüsâmeddîn Ahmed'e, bu tövbesini şöyle yazdı:
"Allahü teâlâ, Ahmed-i Fârûkî'ye selâmetler ihsân etsin! Bu fakîrin kalbi, şimdi ona karşı çok hâlis oldu. Beşeriyet perdeleri kalktı. Nefsin lekeleri temizlendi. Yol birliğini bir tarafa bırakalım, böyle bir din büyüğüne karşı durmamak, akıl îcâbı idi. Ne insafsızlık, ne câhillik etmişim. Şimdi kalbimde vicdânımda duyduğum mahcûbiyeti, ona karşı küçüklüğümü anlatamam. Kalpleri çevirmek, hâlleri değiştirmek, Allahü teâlâya mahsûstur."

İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin Abdülhak-ı Dehlevî'ye gönderdiği mektuplardan birisi şöyledir: "Allahü teâlâya hamd olsun ve O'nun seçtiği, sevdiği kullarına selâm olsun! Kıymetli efendim! Sıkıntıların gelmeleri, görünüşte çok acı ise de, bunların nîmet oldukları umulur. Bu dünyânın en kıymetli sermâyesi, üzüntüler ve sıkıntılardır. Bu dünyâ sofrasının en tatlı yemeği, dert ve musîbetlerdir. Bu tatlı nîmetleri acı ilâçlarla kaplamışlar. Bunun için, dostlara dert ve sıkıntı yağdırmaya başlamışlardır. Saâdetli, akıllı olanlar, bunların içine yerleştirilen tatlıları görür. Üzerindeki acı örtüleri de tatlı gibi çiğnerler. Acılardan tat alırlar. Nasıl tatlı olmasın ki, sevgiliden gelen her şey tatlı olur. Hasta olanlar, onun tadını duyamaz. Hastalık da, O'ndan başkasına gönül vermektir. Saâdet sâhipleri, sevgiliden gelen sıkıntılardan o kadar tat alırlar ki, iyiliklerinde o tadı duyamazlar. Her ikisi de sevgiliden geldiği hâlde, sıkıntılardan, sevenin nefsi pay almaz. İyiliklerini ise, nefs de istemektedir. Arabî mısra tercümesi: Nîmete kavuşanlara âfiyet olsun!
Yâ Rabbî! Bizi, sıkıntıların sevaplarından mahrûm eyleme! Bunlardan sonra, bizi fitnelere düşürme! İslâmın zayıf ve güçsüz olduğu bugünlerde, sizin kıymetli varlığınız, Müslümanlar için büyük nîmettir. Allahü teâlâ, selâmet versin ve uzun ömürler ihsân eylesin! Vesselâm."

Çin Köylerini Huzur Ve Saâdete Kavuşturan Zat

Vehbi Tülek

Yâ Rabbî, Bu Suya Bereket Ihsân Et!

Vehbi Tülek

Yemekten Önce Elini Yıkayan Fakirlikten Kurtulur

Vehbi Tülek

Çok Konuşmak, Akıl Zayıflığının Alâmetidir

Vehbi Tülek

Ölmeden Evvel Ölüp, Nefsinizi Tam Islâh Edin

Vehbi Tülek