Ermeni’nin Imanına Sebep Olan Zat
Ramazan-ı Şerifte va'z u nasihat için Erzurum'un bir köyüne davet edilen İbrahim Hakkı hazretlerini alıp köye getirmek üzere; kendisine hep böyle görevler verilen Ermeni bir hizmetçi ile bir at gönderilmişti. Adam, İbrahim Hakkı hazretlerine gitti ve durumu anlattı. Hemen yola çıktılar. Fakat binek hayvanı bir tane olduğundan İbrahim Hakkı hazretleri, Ömer radıyallâhü anhın Kudüs'e giderken kölesiyle beraber nöbetleşe deveye binmesi hususundaki ahlâk-ı hamideyi tatbik etti. Ermeni hizmetçi buna her ne kadar;
"Büyük hesaptan korkuyorum!"-Aman efendim, köylüler bu durumu işitirlerse, beni azarlarlar; ücretimi de vermezler! diye itiraz etti ise de, İbrahim Hakkı hazretleri;
-Evladım, son nefeste hâlimizin ne olacağı meçhul! Sen köylülerin seni azarlamasından endişelisin, ben ise Allahü tealanın huzurunda verilecek olan büyük hesaptan korkuyorum, buyurup ata binme işini sıraya koydu.
Hikmet-i ilâhi tam köye girecekleri esnada aynen Hazret-i Ömer radıyallâhü anhın misâlinde olduğu gibi sıra Ermeni hizmetçiye geldi. Köylülerden korkan adamcağız, hakkından feragat ettiğini, ata kendisinin binmesini ısrarla istediyse de İbrahim Hakkı hazretleri;
-Sıra senindir, dedi ve atın önünde yürüyerek köye girdi.
Halk bu hâli görünce, hemen Ermeni hizmetçinin etrafını sardı ve;
-Vay densiz! Gençliğine bakmadan ata kurulmuş, ak sakallı şu ihtiyar üstadı yürütmektesin ha! Bu mu senin sadakatin? Biz böyle mi tembih ettik sana?!. şeklinde muhtelif ifadelerle azarlamaya başladılar.
"Hangi dine davet ediyorsunuz?!."
Durum bu minvâldeyken İbrahim Hakkı hazretlerinin mes'eleyi izâh etmesi üzerine azardan vazgeçtiler. Bu esnada köylülerden biri Ermeni hizmetçiye seslendi:
-Be adam! Bu kadar fazileti gördün ve yaşadın! Bari Müslüman ol! dedi.
Ermeni hizmetçi, birkaç dakikalık sükuttan sonra oradakilere şu ibretli cümleyi söyledi:
-Eğer sizin yaşadığınız dine davet ediyorsanız, aslâ! Ama şu mübârek zâtın dinine dâvet ediyorsanız, o dine daha yoldayken imân ettim bile!..
Bu sözleri söyledikten hemen sonra da Kelime-i şehadeti söyledi. Daha başka bir şey konuşmadı. Kısa bir zaman sonra da vefat etti...