Fıkıh Ve Hadîs âlimi Mesrûk Bin El-ecdâ

Fıkıh Ve Hadîs âlimi Mesrûk Bin El-ecdâ
Mesrûk bin Ecda el-Kûfi hazretleri, aslen Yemenlidir. Hazret-i Ebû Bekir zamânında Medine-i münevvereye geldi. Daha sonra Kûfe'ye yerleşti. Kadisiye Savaşına katıldı. Geçimini Fırat Nehrinden su getirip satmakla temin ederdi. Hazret-i Ömer ona "İsmin nedir?" diye sordu. "Mesrûk bin el-Ecdâ" diye cevap verdi. Hazret-i Ömer; "Ecdâ" şeytandır. Sen Mesrûk bin Abdurrahmân'sın buyurdu. Bundan sonra bu isimle tanındı. Ecdâ lügatta, çekişip, kötü söz söyleyen mânâsına gelmektedir. "O, Kûfe ehlinin en âbidi"
Mesrûk bin Abdurrahmân, Ebu Bekir'in arkasında namaz kıldı. Hazreti Ömer ve Hazreti Osman'ı gördü. Üç kardeşiyle beraber Kadisiye'de bulundu, onlar şehid oldular. Kendisi yaralanarak çolak kaldı. Kadı oldu. Çoluk çocuk sahibiydi, ihtiyacı olduğu halde kadılıktan ücret almıyordu. Kanaatkârdı, zahiddi. Bir gün hanımı gelerek "Bugün çocukların yiyeceği yoktur" dedi. Tebessüm ederek "Allah onların rızkını muhakkak verecektir" dedi. Çok geçmeden bol rızka kavuştular.
Rivâyet etmiş olduğu hadis-i şerifler sahih olup, Kütüb-i Sitte denilen meşhûr altı hadis kitabında yer almıştır. İbn-i Hibbân, onun sika (güvenilir, sağlam) râvilerden olduğunu zikredip; "Mesrûk, Kûfe ehlinin en çok ibâdet edenlerindendi" demiştir. Hanımı diyor ki: "O kadar uzun namaz kılardı ki, ayakları şişerdi. Allahü teâlâya yemin ederim ki, fırsat bulup onun arkasına oturduğum zaman hâline acır ve ağlardım."

"Size dünyayı göstereyim mi?"
Ramazanda imâm olduğunda bir rekatta Ankebût sûresini baştan sona okurdu. Hacca gittiği zaman secdeden başka bir şey için başını yere koymamış, hiç uyumamış hep ibâdetle meşgûl olmuştur.
Bir gün talebelerinden bir kısmıyla çıkıp, onları Kufe'nin çöplüğüne götürerek "Size dünyayı göstereyim mi? İşte bu çöplük dünyadır, onu yediler yok ettiler, onu giydiler eskittiler, ona bindiler zayıflattılar, orada birbirlerinin kanlarını döktüler, orada haramları helal saydılar, orada akrabalar birbirleriyle akrabalık bağlarını kestiler" dedi.
Vefatında son sözü şu oldu:
"Ne altınım ne gümüşüm var. Kılıcımdakiler hariç. Onu satarak beni kefenleyin."

Bir Kimsenin Hidâyetine Vesile Olana Ne Mutlu

Vehbi Tülek

Gönül Şehri Daima Mâmur Olmak Ister

Vehbi Tülek

Allahü Teâlâ, Rübûbiyyetini âciz Kullarına Bırakmaz!

Vehbi Tülek

Hacca Gideceğin Zaman Mutlaka Görüşelim

Vehbi Tülek

Şeref; Akıl Ve Edep Iledir Soy Ile Değildir

Vehbi Tülek