Hazreti Abdullah Ve Hazreti Âmine Tevhîd Inancındaydı
Abdullah-ı Rûmi hazretleri Osmanlı evliyâsının büyüklerindendir. 1583 (H.992) senesinde Bosna'da doğdu. Orada ilim tahsiline başladıktan sonra İstanbul'a geldi. Tahsilini tamamlayıp Bursa'ya gitti. Hâcı Bayram-ı Veli halifelerinden Bıçakçı Ömer Dede'nin halifesi olan Hasan Kabaduz Efendinin sohbetlerinde kemâle gelip olgunlaştı. Bursa'dan ayrılıp Mısır'a, sonra 1636 (H.1046) senesinde hac vazifesini yapmak için, Hicaz'a gitti. Hac dönüşünde, Şam'da Muhyiddin-i Arabi hazretlerinin türbesi yanında inzivâya çekildi. Günlerce ibâdetle meşgûl oldu. Sonra Konya'ya geldi. Sadreddin-i Konevi ve Mevlânâ Celâleddin-i Rûmi gibi büyüklerin kabirlerini ziyâret edip, rûhâniyetlerinden isifâde etti. Konya'da yerleşip, talebe yetiştirdi. 1644 (H.1054) Konya'da vefât etti.
Bir sohbeti esnâsında, Peygamber efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) peygamberliği bildirilmeden önce İbrâhim aleyhisselâmın dininde olduğunu şöyle anlattı: Sevgili Peygamberimiz, peygamberliği bildirilmeden önce, İbrâhim aleyhisselâmın dininde idi. Nitekim Kur'ân-ı kerimde İbrâhim sûresi 40. âyetinde meâlen; "Rabbim! Beni gereği üzere namâza devâmlı kıl. Zürriyetimden de böyle kimseler yarat. Ey Rabbimiz duâmı kabûl et" buyuruldu." İbn-i Münzir tefsirinde, bu âyet-i kerime hakkında, İbn-i Cerir'den sahih bir senedle, "İbrâhim aleyhisselâmın zürriyetinden İslâma uygun olarak, Allahü teâlâya ibâdet eden kimselerin elbette bulunacağını" bildiriyor. Kelime-i tevhidin ve tevhid itikâdının, İbrâhim aleyhisselâmın zürriyeti arasında devâm etmesi, Allahü teâlânın onlara lütuf ve ihsânıdır. İslâm dininin Resûlullah efendimize bildirilinceye kadar devâm edip gelmesi, Resûlullah efendimizin hazret-i İbrâhim'e kadar olan Müslüman baba ve dedeleri vâsıtasıyla olmuştur. Çünkü onlar da, İbrâhim aleyhisselâmın Müslüman olan zürriyetindendirler.
İslâmdan ibâret olan Hanif dini, Muhammed aleyhisselâmın peygamberliğinin bildirilmesine kadar devâm etmiştir. Hak dinin, İbrâhim aleyhisselâm zamânından, Resûlullah efendimiz zamânına kadar devâm etmesi, bu iki zaman arasında, bir Allah'a inanan müminlerin bulunmasıyla olmuştur. Bu sebeple Resûlullah efendimizin ana ve babalarının da Müslüman oldukları sâbit olmaktadır.
Resûl-i ekremin babası Abdullah ve annesi Âmine Hâtunun tevhid inancı üzere bulundukları ve Müslüman oldukları ortaya çıkmaktadır.