Hazreti Haris (radıyallahü Anh)

Kim ondan bir haber getirirse, doğru söylemiş olur. Kim onu uygularsa, sevap alır. Kim onunla hükmederse, âdil olur. Kim insanları ona dâvet ederse, doğruya iletmiş olur. Dinle, kulağına küpe olsun!" (Tirmizi)
Hâris radıyallahü anh vefat edeceği zaman, Fahri Kâinat Efendimiz Hazretleri, eshâbı ile beraber O'nu görmeye giderler ve ruhunu teslim edeceği zaman da Kelime-i şehadeti telkin buyururlar. Fakat o söyleyemez ve susar. Efendimiz:
- Ya Haris! Niçin Kelime-i şehadet getirmezsin?
- Ya Rasûlallah, önümde ateşten bir dağ vardır ki, onu söylememe mani oluyor.
- Ya Haris! Kelime-i şehadetten seni meneden hangi şeyi işledin?
- Ya Rasûlallah, valideme söylemeden bir şey ile meşgul olmuştum. O beni menediyor.
Fahri Kâinat Efendimiz, validesini çağırtır ve oğluna hakkını helâl etmesini söyler. Fakat kadın râzı olmaz.
YA HAKKINI HELÂL ETMESEYDİ!..
Bunun üzerine Efendimiz eshabı ile beraber, O'nun Kelime-i şehadeti söyleyebilmesi için Cenab-ı Hakka dua etmek isteyince, hemen Hazreti Cebrail gelir ve;
- Ya Resûlallah! Cenab-ı Hak selâm etti. Hâris'in validesi râzı olmadıkça ben de razı değilim, buyurdu.
Fahri Kâinat Efendimiz tekrar annesine döndü ve affetmesini arzu etti. O da kabul ederek hakkını helâl etti. Hazreti Haris, o anda Kelime-i şehadet getirerek ruhunu teslim etti...