Hocam, Niçin Bir Çocuğun Peşinden Gitti Acaba?
Bir gün bir talebesiyle vaaz vermek için Fâtih Câmiine gitti. Namazdan sonra vaaz vermeye başladı. Bu sırada küçük bir çocuk gelerek; "Sâmi Efendi, biraz gelir misin, seninle görüşelim" dedi. Sâmi Efendi de kalkıp, o çocuk ile câminin bir kenarında bir müddet konuştuktan sonra tekrar kürsüde vaazına devâm etti. O sırada talebesi; "Hocam âlim bir zât olmasına rağmen, ufacık bir çocuğa tâbi oldu" diye düşündü. Sâmi Efendi, ona dönerek; "Oğlum, o görüp de çocuk zannettiğin Hızır aleyhisselâm idi. Aramızda bâzı özel konuşmalar oldu" buyurdu.
Sâmi Efendi, bir gün evinde yumurta gibi bâzı şeyleri önüne almış, onlarla meşgûl idi. Hanımı kendi kendine; "Efendi vaktini bu gibi şeylerle meşgûl ediyor!" diye düşündü. Ertesi gün bir grup talebe ziyâret için geldiler. Hanımı onlara çay demliyordu. Bir ara ayağı takılınca, kaynar su ayağına döküldü. Hanımı can acısı ile "Allah" diye bağırdı. Sesi duyan Sâmi Niyazi Efendi, hemen hanımının yanına giderek, bir gün önce hazırladığı merhemi hanımının ayağının yanan yerine sürdü ve; "Hanım, dün benim bu merhem ile meşgûl olduğumu görünce; "Efendi vaktini bu gibi lüzumsuz şeylerle geçiriyor!" diye düşünmüştün. Gördün ya bu merhemi biz ne için hazırlamışız" dedi.
Sâmi Niyazi Efendi tasavvuf yoluna dâir çeşitli eserler yazdı. Bunlardan Mi'yâr-ı Evliyâ isimli kitabında şöyle nakleder:
İslâmiyyetin sûretini elde eden, yanî vilâyet-i âmmeye kavuşanlar, tasavvuf yolunda ilerleyerek, vilâyet-i hâssaya kavuşabilirler. Bu yolda ilerleyen Müslümâna sâlik denir. Sâlikin nefsi yavaş yavaş, emmârelikten kurtulup itmînâna, râhata kavuşur. Azgınlığı gider. Şunu iyi bilmelidir ki, vilâyet-i hâssaya kavuşmak için çalışan sâlikin, hep İslâmiyyetin sûretine uyması şarttır. İslâmiyyetin emrettiklerini yapmak ve yasaklarından sakınmak tasavvuf yolunda lâzımdır. Farzları yapmak, sâlikin ilerlemesini kolaylaştırır.