Kim, şirk koşmadan ölürse, Cennete girer

Ebû Bekir bin Iyaş hazretleri hadîs ve kırâat âlimlerinden olup meşhûr kırâat âlimi İmâm-ı Âsım’ın râvilerinden ve hadîs ilmi âlimlerindendir. 97 (m. 715) senesinde doğup, 193 (m. 808)’de Kûfe’de vefât etti. Bildirdiği hadîs-i şerîfler:

“Sahur yemeğini yiyiniz, çünkü sahur yemeğinde bereket vardır.” 

“Ramazan-ı şerîfin ilk gecesi olduğunda, şeytanlar bağlanır. Cehennem kapıları kapatılır. Cennet kapıları açılır. Ondan hiçbir kapı kapalı kalmaz. Bir münâdî (seslenici) 'Ey hayır ve iyilik isteyenler! Geliniz. Ey şerri (kötülüğü) isteyenler bırakın artık o kötülükleri, Allahü teâlâ birçok kullarını Cehennemden âzâd eder. Bu âzâd, her gece olur' der.”

“Allahü teâlâ refîk’tir. Yumuşaklığı sever. Sertlik edenlere vermediği şeyleri, başka hiçbir şeye vermediğini yumuşak davranana ihsân eder.”

“Fakirler, zenginlerden, dünyâ seneleriyle beşyüz yıl, âhıret günüyle yarım gün, önce Cennete girer.”

“Kisrâ (İran hükümdârı) gidince, ondan sonra Kisrâ gelmeyecek. Kayser (Bizans-Rum İmparatoru) gidince, ondan sonra da Kayser gelmeyecektir. Nefsim kudretinde olan Allahü teâlâya yemîn ederim ki, onların hazineleri Allah yolunda harcanacaktır.” 

“Kim, şirk koşmadan ölürse, Cennete girer.”

“Pişmanlık, tövbedir.”

Bişr bin Haris anlatır: Ebû Bekir bin lyaş’ın şöyle dediğini duydum: “Ey sağımda ve solumda bulunan Kirâmen kâtibîn melekleri! Benim için, Allahü teâlâya duâ ediniz. Çünkü siz, Allahü teâlâya benden daha çok ve daha iyi itaat ediyorsunuz, emirlerine uyuyorsunuz.”

Ebû Bekir bin Iyaş hazretleri buyurdular ki: “Varlıklar dört kısımdır, birincisi mazur olanlar; bunlar hayvanlardır. Akılları olmadığı için, emir ve yasaklarla mükellef değildirler. İkincisi, imtihana tâbi olanlar: Onlar, insanlardır. Bu dünyâda yapaklarından âhırette hesap verecekler, amellerinin karşılığını orada göreceklerdir. Üçüncüsü, hep ibâdet ve tâat (Allahü teâlânın beğendiği iyi işler) üzere olanlardır ki, bunlar meleklerdir. Onlar, hiç günah işlemezler. Devamlı, Allahü teâlâya kulluk edip, noksansız devam ederler. Dördüncüsü, İblîs’tir ki, Allahü teâlânın lanetine uğrayıp, helak olmuştur.”

“Sükûtun en küçük fâidesi, sıkıntı ve belâlardan kurtulmasıdır. İyilik olarak, insana bu yeter. Fazla ve lüzumsuz konuşmanın en küçük zararı, şöhrettir. Belâ olarak, şöhret insana yeterlidir.”

Toplam Görüntülenme: 41

Yayın tarihi: Cuma, 08 Aralık 2023

Bunları okudunuz mu?