Müftülük Görevini Kabul Etmeyen Zat!

Müftülük Görevini Kabul Etmeyen Zat!

Saçaklı Efendi Osmanlı velîlerindendir. İsmi Ebûbekr olup, babasınınki Mehmed'dir. Maraş'ta doğdu. İlk tahsîlini doğduğu yerde yaptı. Daha sonra "Tefsîr-i Tıbyân" müellifi Mehmed ve Dârendeli Hamza Efendinin derslerine devâm etti. Şeyh Abdülganî Nablüsî'den hadîs, tefsîr ve tasavvuf ilmi öğrendi ve icâzet aldı. Tahsîlini tamamladıktan sonra memleketine döndü ve talebe yetiştirmeye başladı.

Bir gün talebelerinden biri; "Efendim dersinize Hızır aleyhisselâm geliyor" deyince, Saçaklı; "Geliyor da bana niçin görünmüyor?" diye sordu. Ertesi gün talebe Hızır aleyhisselâma; "Hocam sizi niçin göremiyor?" diye sorunca, o da; "Hocanda daha dünyâ muhabbeti var. Süslü sarık takıyor" buyurdu. Bunun üzerine, eskiden dokumalardan kesilen saçakların birkaç tânesini birleştirerek sarık yerine başına doladı. Allahü teâlâya dünyâ sevgisini kalbinden çıkarması için yalvardı...

 

Bir süre sonra Hızır aleyhisselâm ile devamlı görüşmeye başladı. Başındaki saçaklardan dolayı "Saçaklı" diye meşhur oldu.

 

Şeyh Saçaklı'nın zamânında Maraş Müftülüğü boşaldı. Bu görev Şeyh Saçaklı'ya teklif edildi. Düşünmek üzere birkaç gün müddet istedi. Mühlet sonunda bu teklifi kabûl etmedi ve sebebini şöyle anlattı: "Pınar başına gittim. Akan suya danıştım. Bana 'Kaynaktan çıktığım zaman herkes beni içiyor, iğrenmeden kullanıyor. Fakat şehre girip çıktıktan sonra kirleniyorum. Kimse bana el sürmez oluyor. Müftü olursan sen de bana dönersin' dedi. Bu sebeple ben de müftü olursam şehirde herkesle temas edeceğim, âkibetim suya dönecek."

 

Şeyh Saçaklı, Antep ile Maraş arasındaki bir yolculuğu sırasında 1732 (H.1145) senesinde vefât etti. Her iki şehir halkı arasında cenâzenin kendi şehirlerine defnedilmesi husûsunda ihtilaf çıktı. İşin uzamaması için bir hakem tâyin edildi. Hakem; "Cenâze hangi şehre yakınsa oraya defnedilmesi uygundur" deyince, cenâzenin her iki şehre olan uzaklığı ölçüldü. Antep'e daha yakın olduğu anlaşılınca, Antep mezarlığına defnedildi. Türbesi bugün evler arasında kalmıştır. İbâdethânesi olarak bilinen yer, Aynî Bedreddîn Caddesi'ndeki bir evin içinde bulunmaktadır.

Ben Allahü Teâlâdan Gelene Râzıyım Oğlum

Vehbi Tülek

Cimrilikten Ve Isrâftan Son Derece Sakının!

Vehbi Tülek

Kurtuluş, İslâm'a Uymakta Ve Bidatleri Terk Etmekte!

Vehbi Tülek

Sana Ne Oldu Ki Böyle Üzgünsün Hanım?

Vehbi Tülek

"kıyamet Için Fazla Bir Şey Hazırlamadım!

Vehbi Tülek