Muhammed Bin Fazl Furâvî

Muhammed Bin Fazl Furâvî

Muhammed bin Fazl Furâvi hazretleri Şafii mezhebi fıkıh âlimlerindendir. 441 (m. 1049)'da İran'da Nişâbur'da doğdu. İmâmü'l-Haremeyn Cüveyni'den Şafii fıkhı ve Abdülkerim Kuşeyri'den tasavvuf terbiyesi aldı, uzun süre kaldığı Haremeyn'de ders verdiği için "Fakih'ül-Haremeyn" diye ta­nınan Furâvi 530 (m.1136)'da Nişâbur'da vefat etti. Bu mübarek zat bir dersinde "Ticâretde ihsân" hususunda şunları anlattı:

Allahü teâlâ, adâlet yapmak emrettiği gibi, ihsân etmeyi de emrediyor. A'râf sûresi, ellibeşinci âyetinde meâlen, (İhsân edenlere, elbette rahmetim çok yakındır) buyuruldu. Yalnız adâlet yapanlar, dinde sermâyelerini kurtarmış olur. Amma kâr, ihsân edenleredir. Aklı olan, âhiret kârını hiç kaçırır mı? İhsân, emredilmeyen iyiliği yapmakdır...
Sırri Sekâti'nin "kuddise sirruh" dükkânı vardı. Yüzde beşten ziyâde kâr istemezdi. Bir kerre, altmış altınlık bâdem içi almıştı. Bâdem fiyatı ansızın yükseldi. Dellâl, bâdem satmak için geldi. Altmışüç altına sat dedi. Dellâl, bugün, bu kadar bâdemi, doksan altına alıyorlar deyince, ben yüzde beşten fazla kâr almamaya karâr verdim. Karârımı değiştirmem buyurdu. Dellâl da, ben de senin malını aşağı fiyâtla satamam dedi ve satmadı. O da, yüksek fiyâtla satmaya râzı olmadı. Bâdemler satılamadı. İşte ihsân böyle olur...
Muhammed bin Münkedir, din büyüklerindendi. Mağazası vardı. Çeşitli kumaşlar satıyordu. Kimisinin zirâı [bir zirâ 0,48 metredir] beş altın, kimisinin, on altın idi. Bir gün, kendisi yok iken, çırağı, bir köylüye, beş altınlık kumaşı, on altına sattı. Kendi gelip, haber alınca, akşama kadar köylüyü arattı. Onu görünce, bu kumaş beş altından ziyâde etmez dedi. Köylü, ben bunu, seve seve aldım deyince, ben kendime uygun görmediğimi din kardeşime de uygun görmem. Yâ satıştan vazgeç, yâhut beş altını geri al, yâhut ta gel, on altınlık kumaştan vereyim buyurdu. Köylü beş altını geri aldı. Sonra, birisine, bu mert kimdir diye sordu. Muhammed bin Münkedir dediler. Bu ismi duyunca (Sübhânallah! Bu, öyle kimsedir ki, çölde susuz kalınca yağmur duâsına çıkıp, onun adını söylediğimiz zamân rahmet yağıyor) dedi. Büyüklerimiz az kârla, çok iş yapar, bunu daha bereketli bulurlardı.

Âlimler Ve Velîler, Muhammed Aleyhisselâmın Vârisleridir

Vehbi Tülek

Kim Salât Okursa, Yetmiş Melek De Ona Salât Okur

Vehbi Tülek

Dünyayı Terk Etmeyen, Allah'a Tam Kavuşamaz

Vehbi Tülek

İmâm-ı Busayrî Ve Kasîde-i Bürde

Vehbi Tülek

Mezara Girmeden, Nefsin Şerrinden Emin Olmayın!

Vehbi Tülek