Muhammed Nasûhî Efendi

Muhammed Nasûhî Efendi
Muhammed Nasûhi Efendi, 1647 (H.1057) senesinde doğdu ve 1718 (H.1130) senesinde İstanbul'da vefât etti. Kabri Üsküdar, Doğancılar'da Nasûhi Dergâhı bahçesindedir... GÖZYAŞLARI HİÇ DİNMEZDİ...
Halvetiyye yolunun şeyhlerinden olan Karabaş Ali Efendi diye de bilinen Ali Atvel hazretlerinin hizmetine giren Nasûhi Efendi, uzun süre riyâzet ve mücâhedelerden sonra, keşf ve kerâmet sâhibi olgun bir veli oldu. Muhammed Nasûhi haramlardan şiddetle kaçar, şüpheli korkusuyla mübahların çoğunu terk ederdi. Dünyâya hiç meyletmez, Allahü teâlânın korkusundan gözünden yaş eksik olmazdı. Uzun ömründe hep insanların âhiret kazancı için uğraştı. Hocası Ali Atvel hazretleri tarafından icâzet, diploma verilerek insanlara İslâmiyetin emir ve yasaklarını anlatmak ve talebe yetiştirmekle vazifelendirildi. Hocasının emriyle Mudurnu'ya giderek insanlara Allahü teâlânın emir ve yasaklarını anlatarak onların dünyâda ve âhirette saâdete, mutluluğa kavuşmaları için gayret etti. Mudurnu halkından pekçok kimse onun sohbetinde bulunarak feyzinden istifâde etti. On bir sene müddetle Mudurnu'da kalan Muhammed Nasûhi Efendi, birçok talebe yetiştirdi. Hocasının emri üzerine İstanbul Üsküdar'a döndü. Üsküdar'da bulunduğu sırada iki sene müddetle Doğancılar Meydanına yakın Çakırcı Hasan Paşa ve Süleymân Paşa câmilerinde halka vaaz ve nasihat ederek onlara Allahü teâlânın ve Resûlünün rızâsına kavuşturan yolun esaslarını anlattı. Pekçok kimse vaaz ve sohbetleri sebebiyle hidâyete erdi...

"BU VASİYYETİMİ UNUTMA!"
Nesûhi hazretlerinin dostlarından biri anlattı: "Bülbül Deresi diye bilinen bir dağda, kimsenin işine karışmayan, haram işlememek için insanlardan uzak yaşamaya gayret eden bir zât vardı, ömrünün sonlarına doğru bir arkadaşına; 'Artık dünyâ hayâtım bitmek üzeredir. Vefât ettiğimde cenâzemi yıkamak, namazımı kılmak, kabre koymak ve telkinimi vermek üzere Nesûhi hazretlerinin vekil olmasını istirhâm ediyorum. Bu vasiyyetimi unutma ki, başkaları bu işlerimi yapmak isterlerse mâni olasın. Vefâtımı ve vasiyyetimi ona bildirmene lüzum yok. Ona Allahü teâlâ bildirir' dedi...
Aradan günler geçti. Bu zâhid vefât etti. Dediği gibi Nesûhi hazretleri, o vefât ettiği gün talebeleriyle geldi. Kabrini kazdırıp, cenâzesini yıkadı, namazını kıldı, kabre koydu ve telkinini verdi."

Allahü Teâlâyı, Akıllı Kimse Daha Çok Tanır

Vehbi Tülek

Ehl-i Sünnet Fırkası, Dört Mezhebe Ayrılmıştır

Vehbi Tülek

Rehberimiz Bize Sabrın Meyvesi Tatlı Olur Dedi

Vehbi Tülek

Müminlerin Ruhları Cennette Kâfirlerinki Ise Cehennemdedir

Vehbi Tülek

Evlenmek Isteyenin Yasin Okuması Çok Faydalıdır

Vehbi Tülek