Müslümanları En Çok Sevindiren Hadis-i Şerif
Ömer Rızâi Efendi Osmanlı zamanındaki evliyânın meşhurlarındandır. Malatya-Dârende'de 1757 (H. 1170) de doğdu. İlk tahsiline burada başladı Sonra tasavvufa yönelip Bursa'da Münzevi Abdullah Efendinin sohbet ve derslerine katıldı. Tasavvuf yolunda ileri derecelere kavuştu ve icâzet aldı. Daha sonra İstanbul'a gelerek Eyyûb'da Yazılı Medreseyi teşrif buyurdular. Ömer Rızâi Efendi, 1824 yılında hac için surre-i hümâyûn ile Mekke-i mükerremeye doğru yola çıktı. Bir müddet sonra hastalandı ve Tebük civarında vefat etti. Bir dersinde şunları anlattı:
Hadis-i şerifte, (Üç şey imanın lezzetini arttırır: Allahü teâlâyı ve Resûlünü her şeyden çok sevmek, kendisini sevmeyen Müslümanı Allah rızası için sevmek, Allahü teâlânın düşmanlarını sevmemek) ve (İbâdetlerin en kıymetlisi, hubb-i fillah ve buğd-i fillahdır) buyuruldu. İbâdeti çok olan mümini, az olandan daha çok sevmek lâzımdır. İsyânı daha çok olan, küfrü ve fuhşu yayan kâfirleri daha çok sevmemek lâzımdır. Allah için düşmanlık edilmesi lâzım gelenlerin başında, insanın kendi nefsi gelir. Sevmek demek, onların yolunda bulunmak demektir. Îmanın alâmeti de, (hubb-i fillah ve buğd-i fillah)dır.
Bir hadis-i şerifte, (Allahü teâlânın bazı kulları vardır. Bunlar, Peygamber değildir. Peygamberler ve şehitler, kıyâmet günü bunlara imrenirler. Bunlar, birbirini tanımayan, uzak yerlerde yaşayan, Allah için birbirini seven müminlerdir) ve (İnsân, dünyada kimi seviyorsa, âhirette onun yanında olacaktır) buyuruldu. Onun yolunda bulunmazsa, sevgisi sahih olmaz. İnsan, dinine ve emânetine güvendiği sâlih kimselerle arkadaşlık etmelidir. Yahudiler ve Nasrâniler, Peygamberlerini sevdiklerini söylüyorlar. Fakat, onların yolunda olmadıkları için, hahamların, papazların uydurdukları yanlış yolda oldukları için, âhırette Peygamberlerinin yanında olmayacaklardır. Hattâ, Cehenneme gideceklerdir. Yüksek ruhlar, sevdikleri ruhları yukarı çekerler. Alçak ruhlar da, aşağı çeker. İnsan, öldükten sonra, ruhunun nereye gideceğini, dünyada sevdiklerinin hâlinden anlamalıdır.
İnsan, başkasını tabi'at icâbı veya akıl icâbı veya kendisine yaptığı iyilikler icâbı veya Allahü teâlânın rızası için sever. Dünyada sevişen kimselerin ruhları birbirlerini cezbettiği gibi, kıyâmette de birbirlerini cezbederler.
Enes bin Mâlik hazretleri diyor ki: Müslümanları yukarıdaki hadis-i şerif sevindirdiği kadar, hiçbir şey sevindirmemiştir.