Namazda Kur’ân-ı Kerîmi Sünnet Miktarı Okumalı!
Mugîs bin Züheyr hazretleri büyük velilerdendir. 1106 (H.500) senesinde Bağdad'da doğdu. Bağdad'da zamânın en meşhur âlim ve evliyâsının sohbet ve derslerinde yetişti. 1187 (H.583) senesinde orada vefât etti. Bir dersinde şunları anlattı:
Abdest, emirlere tam uygun olarak alındıktan sonra, sıra namaza gelir ki, namaz, müminlerin mirâcıdır. Yani mirâc gecesinde Peygamberimize (aleyhisselâm) ihsân olunan nimetler, bu dünyâda, O’nun ümmetine yalnız namazda tattırılmaktadır. Erkekler, farz namazları cemâatle kılmaya çok dikkat etmeli, hattâ birinci tekbîri imâm ile beraber almayı kaçırmamalıdır.
Namazda Kur’ân-ı kerîmi sünnet olan miktarda okumalıdır. Rükûda ve secdelerde hareketsiz durmak, herhâlde lâzımdır. Çünkü, farz veya vâcibdir. Rükûdan kalkınca, öyle dik durmalıdır ki, kemikler yerlerine yerleşsin. Bundan sonra, bir miktar, bu şekilde durmak farzdır veya vâcib veya sünnet demişlerdir. İki secde arasında oturmak da böyledir. Bunlara herhâlde çok dikkat etmelidir. Rükû’da ve secdelerde tesbih en az üç kerredir. Çoğu yedi veya on birdir. İmâm için ise, cemâatin hâline göredir. Kuvvetli bir insanın, sıkıntısı olmadığı zamanlarda, yalnız kılarken, tesbihleri, en az miktarda söylemesi, ne kadar utanacak bir hâldir. Hiç olmazsa, beş kerre söylemelidir. Secdeye yatarken, yere daha yakın âzâyı, yere daha evvel koymalıdır. O hâlde, önce dizler, sonra eller, daha sonra burun, en sonra da alın konur. Dizlerden ve ellerden, evvelâ sağlar yere konur, Secdeden kalkarken, yukarıda olan âzâ evvel kaldırılır. O hâlde, evvelâ alın kaldırılmalıdır. Ayakta iken, secde yerine, rükûda iken ayaklara, secdede burun ucuna ve otururken iki ellere veya kucağına bakılır. Bu söylediğimiz yerlere bakıp da, gözler etrâfa kaymaz ise, namaz, cemiyyetle kılınabilir. Yani kalb de, dünyâ düşüncelerinden kurtulabilir. Huşû’ hâsıl olur. Nitekim, Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) böyle buyurmuştur.
El parmaklarını rükûda açmak ve secdede birbirlerine yapıştırmak sünnettir Bunlara da dikkat etmelidir. Parmakları açık yâhut bitişik bulundurmak sebepsiz boş şeyler değildir. İslâmiyetin sahibi (yani Peygamberimiz) faydalarını düşünerek böyle yapmıştır. Bizler için, İslâmiyetin sahibine uymak kadar büyük bir fayda yoktur.