Padişahın Iltifâtına Mazhar Olan Mübarek Zat
Harputlu Abdurrahmân Efendi Anadolu velîlerindendir. 1756 (H.1169) târihinde Elâzığ’ın Sivrice ilçesine bağlı Çöke köyünde doğdu. İlk tahsîlinden sonra Diyarbakır'da zamanın büyük âlimlerinden ilim öğrendi. Sonra İstanbul'a gitti.
Bir gün vakit namazını kılmak için girdiği Ayasofya Câmii'nin duvarında asılı bir levhaya gözü takıldı. Levhanın altındaki kâğıtta; "Bu levhadaki ibâreyi, her kim doğru olarak hâllederse, mükâfatlandırılacaktır" yazıyordu. Hemen bir kâğıda ibâreyi bütün kâideleri ile çözen Abdurrahmân-ı Harpûtî, kâğıdın altına "Daha başka mânâların da mevcûd olduğu ibâreden anlaşılmakta ise de, kâğıdım olmadığı için bu kadarıyla iktifâ edilmiştir" diye bir şerh koyarak adını ve adresini yazdı ve tahlilnâmelerin içine bıraktı. Ertesi gün kâğıtlar sultânın huzûrunda teker teker tetkik edildi. Bu tetkik esnasında Abdurrahmân Efendinin yaptığı tahlilin diğerlerine göre, daha yüksek bilgilerle donatılmış olduğu anlaşıldı ve Abdurrahmân Efendi irâde-i seniyye ile saraya dâvet edildi. Kendisine mesleğinin gereği kıyâfetler giydirilerek Sultân'ın huzûruna çıkarıldı. İkinci Mahmûd Han; "Siz benim hocamsınız" diyerek yanına oturttu ve büyük iltifâtlarda bulundu. Üsküdar'da bir ev verildi ve evlendirildi. 1851 (H.1267) senesinde Üsküdar'daki evinde vefât etti...
Bu mübarek zat, bir dersinde şunları anlattı:
"Birisi, rüyâsında Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) Efendimizi gördü. Evliyâdan bir grup ile bir yerde oturuyorlardı. Herkes, O'nu dinliyordu. Birden semânın kapıları açıldı. Elinde ibrik ve leğen ile bir melek geldi. Melek, ibrik ve leğen ile herkesin önüne geliyor, orada bulunanlar ellerini yıkıyordu. Rüyâyı gören kimse en sonda bulunuyordu. Sıra ona gelince; 'Leğeni kaldırın. O, bu tâifeden değildir' dediler. Melek de leğeni alıp götürdü. O kimse, Peygamber Efendimize dönerek; 'Yâ Resûlallah! Ben bunlardan değilim ama, biliyorsunuz ki, sizi ve bunları çok seven birisiyim' dedi. Peygamber efendimiz; (Bunlara muhabbet eden bunlardandır) buyurdu. Bunun üzerine melek, leğenle ibriği getirdi, o kimse de elini yıkadı. Peygamber Efendimiz o kimseye dönüp tebessüm ettiler ve; (Bize muhabbet ettikçe bizimlesin) buyurdular. O kimse bu rüyâdan sonra bu yolun büyüklerinden biri oldu."