Radıyüddîn El-gaznevî

Resûlullah "sallallahü aleyhi ve sellem" bunun için, (Helâl kazanmak her Müslümâna farzdır) buyurdu. Ve buyurdu ki: (Bir kimse, hiç harâm karıştırmadan, kırk gün helâl yerse, Allahü teâlâ, onun kalbini nûr ile doldurur. Kalbine, nehirler gibi hikmet akıtır. Dünyâ muhabbetini, kalbinden giderir).
Dünyâlık kazanmak için çalışmak günâh değildir. Dünyâlık sevgisi, dünyâya gönül bağlamak günâhtır. Sa'd bin Ebi Vakkâs "radıyallahü anh" dedi ki: (Yâ Resûlallah! Duâ buyur da, Allahü teâlâ, benim her duâmı kabûl etsin!) Cevâbında buyurdular ki: (Duânızın kabûl olması için, helâl lokma yiyiniz!). Bir hadis-i şerifte de şöyle buyuruldu: (Çok kimse vardır ki, yedikleri ve giydikleri harâmdır. Sonra ellerini kaldırıp duâ ederler. Böyle duâ, nasıl kabûl olunur?). Bir kerre de buyurdu ki: (Harâm yiyenlerin ne farzları, ne de sünnetleri kabûl olmaz). Ya'ni sevâbına kavuşamazlar. Yine buyurdu ki: (On liralık elbisenin, bir lirası harâm olsa, o elbise ile kılınan namâzlar kabûl olmaz). Yine buyurdu ki: (Harâm ile beslenen vücûdun ateşte yanması dahâ iyidir). Yine buyurdu ki: (Malın helâlden mi, harâmdan mı geldiğini düşünmeyenler, Cehenneme, neresinden atılırsa atılsınlar, Allahü teâlâ, onlara acımayacakdır). Yine buyurdu ki: (İbâdet on kısmdır, dokuz kısmı, helâl kazanmaktır).
BİR DİRHEM FÂİZ!..
Bir def'a da buyurdu ki: (Halâl kazanmak için yorulup, evine dönen kimse, günâhsız olarak yatar. Allahü teâlânın sevdiği kimse olarak kalkar). Yine buyurdu ki: (Allahü teâlâ buyuruyor ki: Harâmdan kaçınanlara hesâb sormaya utanırım). Ve buyurdu ki: (Bir dirhem fâiz [almak ve vermek], otuz zinâdan dahâ günâhtır). Ve buyurdu ki: (Harâm maldan verilen sadaka kabûl edilmez. Saklanırsa, Cehenneme gidinceye kadar, ona yolluk olur.)