Tasavvufta Ilk “sofî” Ebu Haşim Sofî
Ebû Haşim Sofi, Suriye'de Remle şehrinde ilk zaviyeyi kurmuştur. Nefehat'ın ifadesine göre zamanın emiri, bu taifeden iki kişinin birbirleriyle buluşup kaynaştıklarını, bir yere oturup, yanlarında mevcut yiyeceği birlikte yiyerek, kardeşçe ayrıldıklarını görüp hoşlanmış, birini çağırarak bu dostluklarının sebebini sormuş; o zat da bunun kendilerine has bir tarik olduğunu anlatmıştır. Bu sözlerden de ayrıca mütehassis olan emir bunları bir araya getirecek bir mahallin olmadığını öğrenince, Reml şehrinde Ebû Haşim zaviyesini inşa ettirmiştir. Kibir ve gururu atmak
Ebû Haşim, kalbden kibir ve gururu atmanın, dağları delmekten daha zor olacağını söylerdi.
Ebû Haşim zamanın kadısı Yahya Halid'i gördüğünde ağlar ve;
"Ya Rabbi! Fayda vermeyen ilimden sana sığınırım" derdi. Bu bize, o devirde dahi ilmi ile amil olmayan fukahanın mevcudiyetini ve tasavvufun zuhûru sebeblerinden birinin de bu olduğunu göstermektedir.
Mansûr Ammar Dımeşki, Ebû Haşim'in ölüm döşeğinde iken, belanın ve büyüklüğünün muhabbet nuruyla küçülüp kaybolacağını söylediğini rivayet eder.
Kendini nasıl buluyorsun
Mansûr İmâr-ı Dımaşki onu şöyle anlatır: "Ebû Hâşim Sofi'ye ölüm hastalığında, kendini nasıl buluyorsun?" dedim. "Muhabbet ve aşk, belâdan çoktur, yâni gerçi belâ büyüktür, fakat muhabbet yanında küçük kalır" buyurdu.
Mânevi ilimlerde mütehassıs olan Ebû Hâşim Sofi hazretleri hep "Yâ Rabbi! Faydası olmayan ilimden sana sığınırım" buyururdu...