Ya­hu­di'yi I­man Et­ti­ren A­da­let...

Ya­hu­di'yi I­man Et­ti­ren A­da­let...
Haz­re­ti Ali (ra­dı­yal­la­hü anh) zır­hı­nı kay­bet­miş­ti. Onu çok ara­dı, fa­kat bu­la­ma­dı. Bir gün Kû­fe'ye gel­miş­ti. Zır­hı­nı bir Ya­hu­di­nin elin­de gör­dü. Ya­hu­di'ye;
-Bu zırh be­nim­dir. Onu ne sat­tım, ne de kim­se­ye ver­dim. Sen­de na­sıl olu­yor? di­ye sor­du.
Ya­hu­di de;
-Ha­yır bu, be­nim zır­hım, di­ye ce­vap ver­di. O za­man Haz­re­ti Ali;
-Gel ka­dı­ya gi­de­lim, bu­yur­du. BİR­LİK­TE KA­DI­YA GİT­Tİ­LER...
Bir­lik­te Ka­dı Şü­reyh'in ya­nı­na git­ti­ler...
Haz­re­ti Ali, Şü­reyh haz­ret­le­ri­nin ya­nı­na, Ya­hu­di ise tam kar­şı­sı­na otur­du. Haz­re­ti Ali bu­yur­du ki:
-Eğer mah­ke­me­lik ol­du­ğum bu şa­hıs Müs­lü­man ol­say­dı, mec­lis­te onun­la be­ra­ber otu­rur­dum. Bu zım­mi ile be­ra­ber otur­ma­yı­şı­mın se­be­bi şu ki; Re­sû­lul­lah (sal­lal­la­hü aley­hi ve se­lem) Efen­di­miz­den işit­tim. Bu­yur­du­lar ki: (Al­la­hü teâ­lâ, on­la­rı aşa­ğı­la­dı­ğı gi­bi, siz de on­la­rı aşa­ğı­la­yı­nız, hor ve ha­kir tu­tu­nuz.)
Ka­dı Şü­reyh de­di ki:
-Ey mü'min­le­rin emi­ri! Bu­yu­run. Ko­nu­şun!
Haz­re­ti Ali;
-Ya­hu­di­nin elin­de­ki zırh be­nim. Onu bi­ri­si­ne ne ba­ğış­la­dım ve ne de sat­tım, de­di.
Ka­dı Şü­reyh;
-Ey Ya­hu­di, sen ne der­sin? di­ye sor­du. Ya­hu­di;
-Bu zırh be­nim ve şim­di de be­nim elim­de­dir, de­di. Şü­reyh haz­ret­le­ri;
-Ey mü'min­le­rin emi­ri! De­lil gös­te­ri­niz! de­yin­ce, Haz­re­ti Ali;
-Kö­lem Kan­ber ve oğ­lum Ha­san, o zır­hın be­nim ol­du­ğu­na şa­hit­tir­ler, de­di. Şü­reyh haz­ret­le­ri;
-Kö­le­nin efen­di­si­ne ve oğu­lun ba­ba­ya şa­hid­lik et­me­si câ­iz de­ğil­dir, de­di.

"BU ZIRH SE­NİN­DİR"
Bu ko­nuş­ma­la­rı din­le­yen Ya­hu­di;
"Mü'min­le­rin emi­ri be­ni ken­di hâ­ki­mi­ne gö­tür­dü. An­cak hâ­ki­mi onun aley­hi­ne hü­küm ver­di. Böy­le bir ada­le­ti an­cak hak bir di­ne ina­nan­lar ya­pa­bi­lir" de­di ve şe­hâ­det ke­li­me­si­ni "Eş­he­dü en­lâ ilâ­he il­lal­lah ve eş­he­dü en­ne Mu­ham­me­den ab­dü­hû ve re­sû­lüh" (Al­la­hü te­âlâ­dan baş­ka ilâh yok­tur. Mu­ham­med aley­his­se­lam Al­la­hü te­âlâ­nın ku­lu ve re­sû­lü­dür, Pey­gam­be­ri­dir) söy­le­ye­rek, Müs­lü­man ol­du. Son­ra şöy­le de­di:
-Ey mü'min­le­rin emi­ri! Bu zırh se­nin­dir. Se­nin de­ven­den düş­müş­tü ve ben onu al­mış­tım.
Onun iman et­me­si­ne çok se­vi­nen Haz­re­ti Ali, o zır­hı ken­di­sin­den al­ma­dı­ğı gi­bi ona bir de at he­di­ye et­ti.
Da­ha son­ra Haz­re­ti Ali, Neh­re­van'a Ha­ri­ci­le­rin üze­ri­ne se­fe­re çık­tı. Bu zat da onun­la be­ra­ber git­ti ve ora­da şe­hid ol­du...

Bunlar, Yağmacı Semiyyîn Kabîlesinden Birine âittir!

Vehbi Tülek

Kıyamet Günü Kendisine Gıpta Edilecek Kimse

Vehbi Tülek

Tasavvuf Ehli, Aynı Toprak Gibidir

Vehbi Tülek

İyi Arkadaş, Iki Cihân Için Büyük Saâdettir

Vehbi Tülek

Tövbe Etmeyen Kendine Zulmetmiş Olur

Vehbi Tülek