İbn-ür-rıfâî'yi Üzen Adam!..

İbn-ür-rıfâî'yi Üzen Adam!..
Tâcüddin bin Rıfâi, kerâmet ve faziletler sâhibi idi. On üçüncü asrın ikinci yarısında yaşamıştır. Bu mübarek zatın bulunduğu yere yakın bir belde olan Hasankeyf'te, fakirlere âit bir vakıf ve buraya âit arâziler vardı. Bu vakfın ve arâzilerin mesulü, Muhammed bin Verşâne isminde biri idi. İbn-i Verşâne, bir gün fakirlerle birlikte İbn-ür-Rıfâi hazretlerinin yanına geldi...
"FAKİRLER SENDEN ŞİKÂYETÇİ!"
İbn-ür-Rıfâi buna; "Fakirlerin çoğu senden şikâyetçi" dedi. O ise, pişman olup özür dileyeceği yerde, İbn-ür-Rıfâi'yi de kendisine yalancı şâhid göstererek; "Sen de bilirsin ki, yalan söylüyorlar. Ben onların söyledikleri gibi değilim" dedi. Bu hâle çok üzülen İbn-ür-Rıfâi ona; "Eğer doğru söylüyorlar ise, o zaman sen bilirsin" dedi. Daha sözü bitmeden İbn-i Verşâne yere düştü ve oracıkta son nefesini verdi...
Tâcüddin bin Rıfâi bir köyden geçiyordu. Orada kendisinin büyüklüğünü, yüksekliğini inkâr edenler vardı. İbn-ür-Rıfâi, o köyde cimriliği ile tanınan bir kimseden bir tavuk satın almak istedi. O da verdi. Tavuğu kesip pişirdiler ve birlikte yediler. Bâzı köylüler kemiklerini kapalı bir kaba koydular. Tâcüddin bin Rıfâi'nin büyüklüğünü inkâr edenler de orada idi. İmtihân etmek ve kendisini zor durumda bırakmak için; "Bu tavuğun civcivleri vardı. Şimdi onlar anasız kaldı" dediler. İbn-ür-Rıfâi, bunların maksatlarını anlayıp, yedikleri tavuğun kemiklerinin bulunduğu kapalı kaba işâret etti. Allahü teâlânın izni ile o kaptan bir tavuk çıktı ve civcivlerin yanına gitti. Onun bu kerâmetine gözleriyle şâhid olan inkârcılar, hemen tövbe ve istigfâr ettiler.

ONA HEP SABREDERDİ...
Irak'ta Tâcüddin bin Rıfâi'nin büyüklüğünü inkâr eden biri vardı. Ona dil uzatır, eziyet ve sıkıntı verirdi. Fakat Tâcüddin hazretleri buna hiç cevap vermez, hep sabrederdi. Bir gün bu kimse, Şam'a gitmek üzere yola çıktı. Yolda hastalandı ve öldü. Bu sırada Tâcüddin bin Rıfâi talebeleri ile sohbet ediyordu. Sohbet esnâsında; "Bizi inkâr edip, eziyet ve sıkıntı veren falan kimse, Şam yolunda, falan yerde hastalandı ve öldü. Fakat öldüğü yer yol üstü olmadığından, cenâzesi orada günlerce güneş altında kalır, kimse göremez" dedi. Talebelerinin hepsi hayrette kaldılar. Sonra o kimse, gittiği Şam seferinden dönmedi. Merak edip araştırdılar. Hakikaten durum, Tâcüddin bin Rıfâi'nin bildirdiği gibi olmuştu.

Allah'ı Anmaya Mâni Olan Her Şeyi Düşman Bilmeli!

Vehbi Tülek

Gıybet Ve Söz Taşımak Büyük Günahtır!

Vehbi Tülek

Akraba Ile Ilişiği Kesmek Büyük Günahtır!

Vehbi Tülek

Seni Allah'tan Uzaklaştıran Her Şey Dünyâ Demektir

Vehbi Tülek

Mezheb Imâmlarının Sözlerini Ancak âlimler Açıklayabilir!

Vehbi Tülek