Ahi Evran Ve Fatıma Bacı

Ahi Evran Ve Fatıma Bacı
Dün bahsettiğimiz gibi, Ahi Evran, beş yıllık tutukluluk süresini bitirdikten sonra Denizli'ye gitti. Bir müddet sonra Sadreddin-i Konevi hazretlerinin isteği üzerine, diğer ulemâ ile birlikte Konya'ya döndü. Konya'da bir müddet ikâmet edip, Müslümanları irşâd ile meşgûl oldu... LAKABI NEREDEN GELMEKTEDİR?
Şems-i Tebrizi'nin vefât hâdisesinden sonra, Kırşehir'e (Gülşehir'e) gidip yerleşti... Ahlâkının güzelliği dünyâ malına ehemmiyet vermeyip yalnız Allahü teâlânın rızâsı için çalışması, herkesin sevgisini kazanmasına vesile oldu...
Herkesin korkarak kaçıştığı büyükçe bir yılanın (Evrân) kendisine itâat etmesi ve herkesin gözü önünde bu kerâmetinin izhârı neticesinde Ahi Evrân (Yılanın kardeşi) lakabı, İslâmiyete yaptığı hizmetlerden dolayı da, "Nâsırüddin" lakabı verildi.
Bu mübarek zat, doksan üç yaşlarında iken, onun nüfuzundan ve sevenlerinin çokluğundan korkan ve Moğolların baskısına dayanamayan, Kırşehir emiri Nûreddin Caca tarafından, 660 (m. 1262) yılında Kırşehir'de şehid edildi. Talebeleri onun yolunu devâm ettirdiler...
Mübarek hanımı Fatıma Bacı "Bacıyan-ı Rum" teşkilatını kurmuş ve "Kadın Ana" olarak tanınmıştı. Fâtıma Bacı'nın yetiştirdiği bacılar da, elde ettikleri mümtaz İslâm kültürünü, bacıdan bacıya naklettiler...
Söğüt civarında, Bizans hududunda gelişmeye başlayan Osmanlı Beyliği emrine koşuşan Ahilerden bir kısmı, uçlara yerleşip tekkeler ve zaviyeler kurdular. Bir Ahi Şeyhi olan, Şeyh Edebâli ile Osman Bey arasında akrabalık tesis edildi. Doğudan gelerek Osmanlılara katılan Türkmenleri terbiye ettiler, yetiştirdiler. Onlara İslâmi bilgileri öğretip, gazâ rûhunu aşıladılar...

OSMANLI'NIN TEMELLERİ ATILIRKEN...
Bâciyân grubu da, yeni gelenlerin kadınlarına İslâmiyeti öğreterek, din-i İslâmı bi-hakkın yaşamaları için gayret ettiler. Üç kıt'ada altı asır at oynatacak istikbâlin Osmanlı neslinin temelini kurmakta, onlara yardımcı oldular. Osmanlılar da, Ahi Evran'ın torunlarına ve halifelerine ba'zı imtiyazlar verip, onların hizmetlerinin devâmını sağlamışlar, esnafı teşkilâtlandırıp eğitmelerine yardımcı olmuşlardır. Zaman zaman padişahlar, ahilere pirlik yapmışlar, onların lideri durumuna geçmişlerdir. Padişahların tahta geçerken cülus merasimi esnasında kılıç kuşanmaları da ahilerin "Şedd-i bend" (kuşak kuşanmak) esâsına dayandığı da bildirilmektedir...

İhlâs Elde Edilmedikçe, Kurtuluşa Erişilemez

Vehbi Tülek

Şah İsmâil’in Zulmünden Osmanlıya Sığınan Zat

Vehbi Tülek

Hak Sözü Söylemekten Hiç Çekinmeyen Zat

Vehbi Tülek

Ayıpları Örtmekte Gece Gibi Olmaya Çalış

Vehbi Tülek

İnsanın Hakîkî Saâdete Kavuşması Için

Vehbi Tülek