Çelebi Halifenin Kerameti
Fâtih Sultan Mehmed Han'ın oğlu Bâyezid Amasya vâlisi idi. Şehzâde Bâyezid, Çelebi Halife Muhammed Cemâleddin Efendiye çok iltifât eder, talebele rine ve dergâhına ihsânlarda bulunur, duâlarını taleb ederdi. Fâtih Sultan Mehmed Han vefâtından önce de duâ etmesi için haber gönderip, fakirlere sadaka dağıttırmıştı. Her şehzâde gibi, şehzâde İkinci Bâyezid de, babasından sonra pâdişâh olmak, kendisine veri len onca emeğe karşılıkta bulunmak istiyordu. Çünkü her şehzâde sultan olmak için yetiş tirilir, kısmetse sultan olurdu. Çelebi Halife, herkese karşı iyi niyet ve hüsn-i zân sâhibi, ilim ve tasavvuf ehli Şehzâdeyi kırmadı. Onun için duâ ve niyazda bulundu.
Allahü teâlâ nın kerâmet sâhibi evliyâsından olan Çelebi Halife'ye, Şehzâde'nin sultan olacağı vakit ilhâm edildi. Çelebi Halife, Şehzâde Bâyezid'e gönderdiği haberde; "Otuz üç gün sonra büyük bir hâdise olacak ve kırk gün sonra da sultan olacak." buyurdu. Gerçekten de, otuz üç gün sonra Fâtih Sultan Mehmed Han vefât etti. Şehzâde Bâyezid, Vezir-i âzam Karamâni Piri Mehmed Paşanın dâveti ile İstanbul'a gelip, Allahü teâlânın dinini ehl-i küfre yaymakla, insanlara huzûr ve saâdet dağıtmakla meşgûl olan ordunun ve devletin başına geçti. Vazifeyi oğlu Yavuz Sultan Selim Hana devredinceye kadar, tam bir adâletle memleketi idâre etti. Koca Mustafa Paşa'yı da kendine vezir tâyin etti. Koca Mustafa Paşa da, İstanbul'da bir dergâh ve câmi yaptırmıştı. Sultan, Çelebi Halife'yi İstanbul'a dâvet etti. O da İstanbul'a gelip, emrine verilen Kocamustafapaşa dergâhına yerleşti. İstanbul'da yıllarca hizmet verip, pekçok talebe yetiştirdi. Pâdişâh ve devlet adamlarından çok yakınlık görmesine rağmen, yanlarına hiç gitmezdi. Zikirle meşgûl olur, isteyenlere zâhiri ve bâtıni ilimleri öğretmekle vakit geçirirdi.