Ebû Bekr Kettânî

Ebû Bekr Kettânî, Cüneyd-i Bağdâdî hazretlerinin talebesidir. Ebû Saîd-i Harrâz, Abbâs bin Mühtedî, Amr el-Mekkî, Ebü’l-Hüseyin Nûrî gibi âlimlerin sohbetinde de bulundu. 933 (H.322) senesinde Mekke’de vefât etti.
Bu mübarek zata, “Harem’in Kandili” derlerdi. Sabaha kadar namaz kılar ve Kur’ân-ı kerîm okurdu. Kâbe’de otuz sene, “Altınoluk”un altında ibâdet etti. Bu zaman içinde, yirmi dört saatte bir defâ abdestini tâzelerdi. Tavaf yaparken, Kur’ân-ı kerîmi pekçok defâ hatmetmiştir...

“Resûlullah’ın talebesi!”
Ebû Bekr Kettânî’ye, Resûlullah efendimizi sallallahü aleyhi ve sellem rüyâsında çok gördüğü için “Muhammed aleyhisselâmın talebesi” derlerdi. Peygamberimizi rüyâda hangi gece göreceğini bilirdi. Kendisine sorulan sorulardan bâzılarını, rüyâda Resûlullah’a arz eder, cevaplarını alırdı.
Ebû Bekr Kettânî hazretleri, bir rüyâsını şöyle anlatır:
“Bir gece rüyâmda sevgili Peygamberimizi gördüm. O’na; ‘Kalbimdeki hevânın, nefsin istek ve arzularının yok olması ve bundan kurtulmak için nasıl duâ edeyim?’ diye sordum. Buyurdular ki: “Her gün kırk kere hulûs-i niyetle, ‘Yâ Hayyû, yâ Kayyûm, yâ lâ ilâhe illâ ente es’elüke en tuhyiye kalbî bi-nûri ma’rifetike edeben’ dersen, kalbindeki hevâ kaybolur...”
Ebû Bekr Kettânî; verâ, takvâ, haram ve şüphelilerden kaçmada zühd, dünyâya düşkün olmamak ve mârifette son derece ileri olup, Hicaz âlimlerinin büyüklerinden idi. Mücâhede ve riyâzette nefsin isteklerini yapmamak, istemediklerini yapmada gerçekten ileride ve çeşitli ilimlerde kâmil olup, özellikle hakîkat ve mârifet ilimlerinde pek derin idi.

Ve ölüm döşeğinde...
Kalp kırmaktan son derece sakınır ve “Bir müminin kalbini hoş tutmak, bana nâfile hac yapmaktan iyi gelir” buyururdu...
Ölüm döşeğinde yatan Kettânî’ye;
-Ne gibi amelin var? diye sorduklarında,
-Ölümüm yakın olmasa size amelimden bahsetmezdim. Ama mâdemki ölmek üzereyim, söyleyeyim! Tam kırk yıl kalbimin kapısını bekledim. Ne zaman Allah’tan başka bir şey kalbime girmek istedi ise onu hemen kovdum, buyurmuştur.

Toplam Görüntülenme: 1743

Yayın tarihi: Pazartesi, 27 Mart 2006

Bunları okudunuz mu?