Hoş Geldiniz, Biz O Zatın Talebeleriyiz
Celâleddin Tebrizi hazretleri evliyanın meşhurlarındandır. İran'da Tebriz'de doğdu. Şihâbüddin Sühreverdi hazretlerinden ilim öğrenip feyz aldı. Feridüddin-i Attâr hazretlerinin nazarlarından istifâde etti. Hâce Muinüddin-i Çeşti hazretlerinin vefâtından önce Hindistan taraflarına gitti. Onun sohbetleriyle de şereflendi. Kutbüddin Bahtiyâr Kâki ve Behâüddin Zekeriyyâ ile sohbet etti. Bir vakitler Çin taraflarına gitti. Oranın insanlarının da huzur ve saâdete kavuşmaları için çalıştı. Bir dağ köyünde ikâmet etti. O köylüler ve çevre sâkinleri hep kâfir idi. Onun bereketiyle, bulunduğu köy ve çevresindekiler Müslüman olmakla şereflendiler. Bir dergâh inşâ ettiler...
Meşhûr seyyah ve âlim İbn-i Battûta, Seyahatnâme'sinde anlatır:
Çin taraflarında Celâleddin hazretlerinin ziyâretine gittim. Onun ikâmet ettiği yere iki gün mesâfe kala, talebelerine misâfir oldum. Akşamleyin bana, nereden gelip nereye gittiğimi sordular. Onlara; "Ben Acem memleketinden gelip, Çin memleketine Celâleddin hazretlerinin ziyâretine gidiyorum" deyince, onlar da onun talebeleri olduklarını söylediler. Bana; "Her gece yatsı namazından sonra Celâleddin hazretleri yanımıza gelir, bir saat yanımızda kalır ve ondan sonra gider" dediler. Ben bu hâle çok sevindim ve hakikaten yatsı namazından sonra talebeler bir telâş içine girdiler ve Celâleddin hazretleri geldi. Biz orada onunla müşerref olduk, bir saat sohbet ettiler ve kalkıp gittiler... Ertesi sene yine Çin tarafına seyahat edip Hanbalık'a (Pekin'e) gittim. Sagurci Zâviyesine vardım. Orada Burhâneddin isminde büyük bir zât vardı. Onun ziyâretine gittim. Üzerime Celâleddin hazretlerinin hediyesi olan şalı almıştım. O mübârek zâtın elini öpmek istedim. Benim yüzüme bakıp elini öptürmedi. Tutup, elimi kendisi öptü. Sebebini sorduğumda; "Ben, senin elini üzerindeki şal için öptüm. İlk önce şalı tanıdım. Ancak nereden elde edebileceğinizi düşündüm. Hocama râbıta ettim. Kendisinin hediye ettiğini söyledi. Ben de hocamın şalına hürmeten senin elini öptüm" dedi...
Burhâneddin hazretlerinin yanında bir müddet kaldım. Sohbetlerinde hep Celâleddin hazretlerinden bahseder, onun çok büyük bir âlim ve veli olduğunu söylerdi. Celâleddin Tebrizi hazretleri 1345 (H.746) yılında Hindistan'da Bengal bölgesinde vefât etti.