Kalplere Şifâ Olan Bazı Nasihatler

Kalplere Şifâ Olan Bazı Nasihatler

Mehmed Hilmi Efendi son devir velilerindendir. Malatya'nın Dârende kazâsının Yenice nâhiyesinde doğdu. İlk tahsilini Dârende'de tamamlayan Hilmi Efendi, ihtisas için İstanbul'a gitti. Abdülaziz Han zamânında Fâtih Medresesinde tahsil gördü. Bu arada İstanbul'da Gümüşhâneli Ziyâeddin Efendinin ders ve sohbetlerine devâm etti ve halifelik icâzeti alıp, Dârende'ye döndü. Sonra da Sivas'ta Nalçacızâde Hacı Ahmed Efendiden feyiz aldı. Bu zâttan da icâzet aldı. Hâcı Ahmed Efendi, Küçük Âşık Efendi denilen Âşık Muhammed Mısri'nin bu da Hâlid-i Bağdâdi'nin halifesidir. Daha sonra Maraş'a yerleşti ve talebe yetiştirdi. 1916 (H.1334) yılında Maraş'ta vefât etti.

Bir gün talebelerinden biri çok hastalandı. Hiçbir tedâvi fayda vermedi. Doktorlar ümidi kestiler. Başında bekleşen akrabâları hastanın küçük çocuğuna; "Dârendeli hoca efendiye git. Babam çok hasta, onun ilacı sendeymiş, diyerek ilaç iste, yalvar, ağla..." dediler. Çocuk Hilmi Efendinin yanına gelip, babam hasta, babamın ilâcı sendeymiş deyip boynunu bükünce, şeyh hazretleri onun başını okşayıp; "Haydi oğlum sen evine git. İnşâallah baban şifâ bulmuştur" deyip gönderdi. Gerçekten de çocuk eve gelmeden ağır hasta olan babası iyileşerek ayağa kalktı.
Hilmi Efendinin kalplere şifâ olan sözlerinden bâzıları şunlardır:

"Cehennem yoluna düşüp de Cennet arzu eden kimsenin hâli, kuzeye gidip hacc-ı şerife gidiyorum diyenin hâline benzer."

"Hırs sâhibi her zengin fakirdir. Kanâat eden herkes zengindir."

"Hiçbir veli ben evliyâyım yanıma geliniz, sizi irşâd edeyim, demez. Çünkü onlar kendilerini ve kerâmetlerini gizlemekle görevlidirler. Bize lâzım olan, evliyâ olduğu söylenen şahsa bakarız. Eğer yaşayışı İslâmiyet'e tam uyuyor ve elinde silsile-i aliyyeden gelen ve bu yolda yetişmiş büyük bir zâttan tasdikli icâzeti, yetki belgesi varsa o zâta büyük zât diye hürmet ederiz."

"Fen ilimleri, sâlih ile fâsık arasında müşterektir. Müslüman, kâfir herkes öğrenebilir ve hem öğretmiş olduğu ilmi geri almak lâzım gelse alamaz. Nitekim sanatkârın hâli böyledir. Fakat İslâmiyetin emir ve yasaklarından birine muhâlefette ısrar edici olsa dini ilimlerden bir şey kazanamaz. Tasavvuf yolunda edindiği dereceler ise talebenin hocasına ters düşmesi ile elinden alınır ve sanki hiç görmemiş, okumamış gibi olur. İşte dini ilimler ile fen ilimlerinin farkı budur."

Kurtuluş, İslâm'a Uymakta Ve Bidatleri Terk Etmekte!

Vehbi Tülek

Sana Ne Oldu Ki Böyle Üzgünsün Hanım?

Vehbi Tülek

"kıyamet Için Fazla Bir Şey Hazırlamadım!

Vehbi Tülek

Mümin, Cennette Istediği Irmaktan Içer

Vehbi Tülek

Günahkâr Kimse Herkesin Yanında Aşağılanır!

Vehbi Tülek