Nasr Bin Abdürrezzâk

Akıl, başlıca iki kısımdır: (Selim akıl), (Sakim akıl). Bunların her ikisi de akıldır. Tam selim akıl, hiç yanılmaz, hatâ etmez. Pişmân olacak hiçbir harekette bulunmaz. Düşündüğü şeylerde aslâ hatâ etmez. Hep doğru ve sonu iyi olan işlerde bulunur. Doğru düşünür ve doğru yolu bulur. İşleri hep doğrudur. Böyle akıl, ancak Peygamberlerde "aleyhimüssalâtü vesselâm" bulunur. Her başladıkları işte muvaffak olmuşlardır. Pişmân olacak, zarar görecek bir şey yapmamışlardır. Bunların aklına yakın, Eshâb-ı kirâmın, Tâbi'in ve Tebe-ı tâbi'inin, din imâmlarının "rıdvânullahi aleyhim ecma'in" akıllarıdır. Bunların akılları, ahkâm-ı islâmiyyeye uygun akıllardır. Onun için, bunların zamânında, İslâmiyyet genişledi. Müslümânlar çoğaldı. Târihi iyi anlayan, bunu pek iyi görür. Sakim akıllar, bunların aksi, tam tersi olan akıllardır. Düşündükleri şeylerde ve yaptıkları işlerde yanılır. Hepsi üzüntüye, pişmânlığa, zarara, sıkıntıya sebeb olur.
DÎNÎ VE DÜNYEVÎ AKIL!..
Bu iki kısm akıl arasında, çok ve çeşitli dereceler vardır. Şunu da bildirelim ki, mü'minlerin, dini aklı ve dünyevi aklı olduğu gibi, kâfirlerin de, dini ve dünyevi aklı vardır. Kâfirin dünyâ işlerine eren aklı, âhıret işlerine eren aklından üstün olduğu gibi, mü'minin âhıret işlerini anlayan aklı, dünyâ işlerini anlayan aklından üstündür...