“Otuz Beş Yaş” ve Cahit Sıtkı Tarancı

Cahit Sıtkı Tarancı, 4 Ekim 1910’da Diyarbakır’da doğdu. Son dönemin önemli şairlerindendir. İstanbul’da Galatasaray Lisesi’ni bitirdikten sonra öğrenim için Paris’e gitti. İkinci Dünya Savaşı çıkınca geri döndü. Yakalandığı ağır hastalığın tedavisi için Viyana’ya götürüldüyse de kurtarılamadı, 1956 yılında Viyana’da öldü. Ankara’da toprağa verildi...
Şiir yazmaya lise yıllarında başlayan Cahit Sıtkı Tarancı, Otuz Beş Yaş şiirinin 1946 Şiir Yarışması’nda birincilik kazanmasıyla ününe ün kattı...

Şair, meşhur “Otuz Beş Yaş” şiirinde;
Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder, demiş ancak 46 yaşında hayata gözlerini yummuştur. Aynı şiirin sonunu ise şu veciz mısralarla tamamlar:
Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak.
Taht misali o musalla taşında...
“Sanat için sanat” ilkesine bağlı kalan şaire göre şiir, kelimelerle güzel şekiller kurma sanatıdır. O, vezin ve kafiyeden kopmamış; ama ölçülü veya serbest, her türlü şiirin güzel olabileceği inancını taşımıştır. Açık ve sade bir üslubu vardır. Çoğu gerçeğe bağlı olan mecazları, derin, karışık ve şaşırtıcı değildir. Uzak çağrışımlara ve hayal oyunlarına pek itibar etmemiştir.
Cahit Sıtkı Tarancı, şiirlerinde en çok yaşama sevinci ve ölüm temalarına yer vermiştir. Ayrıca kayıp ve mutlu sevdalar, yalnızlık, yaşadığı bohem (tasasız, derbeder) bir hayatın buruklukları, çocukluk özlemi de şiirlerine konu olmuştur.

“Cenazemiz yerde kalmasın”
Şiirlerinde yaşamanın ve sevginin güzelliğini ören, ölümün gerçekliğini vurgulayan şair, anlatım gücüyle dikkat çeker. Şiir kitapları ve arkadaşı Ziya Osman Saba’ya gönderdiği mektupların toplandığı, “Ziya’ya Mektuplar” adlı kitabının yanında, bir de ölümünden sonra gazetelerde yayınlanan hikâyelerinin, makalelerinin ve konuşmalarının toplandığı “Yazılar, Makaleler, Konuşmalar” adlı kitabı vardır.
Cahit Sıtkı Tarancı, ölümüne yakın şu beyiti söyledi:
Gün gelince biz değil miyiz ölen?
Cenazemiz yerde kalmasın dostlar!

Toplam Görüntülenme: 1761

Yayın tarihi: Perşembe, 12 Ekim 2006

Bunları okudunuz mu?