Tecvîd; Tilâvetin Süsü, Eda Ve Kıraatin De Zînetidir

Tecvîd; Tilâvetin Süsü, Eda Ve Kıraatin De Zînetidir

Şemsüddin Muhammed el-Halebi hazretleri kıraat âlimidir. 777 (1375)'de Halep'te doğdu. İlim tahsili için Bağdad ve Kahire'ye gitti. Zamanın büyük âlimlerinden istifade ettikten sonra Kudüs'teki Cevheriyye Medresesi'nde kıraat dersleri verdi. 849'da (m. 1445) vefat etti. Buyurdu ki:

Kıraat ilmi, Kur'ân-ı kerimin kelimelerinin edâlarındaki keyfiyet ve ihtilâfları nakledenlerine isnâd ederek bilmek olup, mevzuu da Kur'ân-ı kerim kelimeleridir. Tecvid ilmi ise, harflerin mahreç ve sıfatlarına uymak suretiyle, Kur'ân-ı kerimi hatasız okumayı öğretir. Yâni harflerin sıfatlarının mâhiyetini bilmektir. Konusu itibarıyla da hecâ harfleriyle meşgul olmaktır. Tecvidin gayesi; me'mûrunbihe imtisaldir yâni Allahü teâlânın Kitabında ve Resûlullah efendimizin hadis-i şeriflerinde Kur'ân-ı kerimi tecvid ile okumamız hususundaki emirlere uymaktır. Kur'ân-ı kerimin tecvid ile okunması O'nun vahyedilmesi ile başladı. Yâni tecvid ile nazil oldu ve öyle okundu. Furkân sûresi otuz ikinci âyet-i kerimesinde meâlen; "Biz O'nu senin kalbine iyice yerleştirmek için böyle yaptık ve O'nu tertil üzere inzal ettik" ve Müzzemmil sûresi dördüncü âyet-i kerimesinde de meâlen; "Kur'ân-ı kerimi açık açık, tane tane tertil ile oku!" buyuruldu. Hazret-i Ali, âyet-i kerimedeki tertil ile ilgili; "Tertil, harfleri tecvid (yâni sıfat-ı lâzıme ve ârızalarıyla okumak) ve vakıfları bilmektir" buyurdu. İbn-ül-Cezeri eserindeki beytlerde; "Tecvidi öğrenmek, ona riâyet etmek kat'i bir farzdır. Kim, Kur'ân-ı kerimi tecvidsiz okursa günahkâr olur. Çünkü, onu, Allahü teâlâ tecvidle indirdi ve bize kadar da böylece (Tecvidle) geldi. Tecvid; tilâvetin süsü, eda ve kıraatin de zinetidir" buyurdu.
Her ilmin meseleleri olduğu gibi tecvid ilminin de meseleleri vardır. Bu meseleler yirmi sekiz hecâ harflerinin; zâtlarından, sıfatlarından, medlerden, ihfâ, izhâr, ıklâb ve idgamlarla beraber mânâ harfleri denilen âmilleri, vazifelerine göre eda; kelimeleri medlul ve mânâlarına yaraşır bir şekilde telâffuz; kelimelerin istiklâllerini belirtecek şekilde kıraat; cümle ve âyet-i kerimeleri mefhûm ve usûlüne uygun tarzda tilâvet; nazm-ı celilin fesahatini ve belagatini apaçık belirterek okumak ve başka husûsfar, tecvidin meselelerini meydana getirmektedir.

Okuduğu Her Hasta Şifaya Kavuşurdu

Vehbi Tülek

Âlimin Ölümü, Büyük Bir Musîbettir

Vehbi Tülek

Şeytanın Ilk Itirâzı, Secde Etmemek Oldu!

Vehbi Tülek

Pâdişâhın Meşhur 'dîvân Sohbetleri'nde Bulunan Zat

Vehbi Tülek

Bizi Felaketten Felakete Sürükleyen Nefsimizdir

Vehbi Tülek