Yâ Hazreti Câkîr! İmdâdımıza Yetiş!

Yâ Hazreti Câkîr! İmdâdımıza Yetiş!

Muhammed Câkîr hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Irak’ta Samerrâ’da yaşardı. Hanbelî mezhebi âlimlerindendir. 550 (m. 1155) senesinde orada vefât etti. Zamanında bulunan evliyâ içinde bir tane olup, onların temel direklerinden biri idi. Çok yüksek derecelerin sahibi idi.

Rivâyet edildiğine göre, Câkîr hazretlerinin huzûruna bir talebesi gelerek, “Efendim! Ticâret için deniz yolu ile Hindistan’a gitmek istiyorum. Uygunsa müsaadenizi duânızı almak için geldim” dedi. Câkîr o talebeye: “Bir sıkıntı durumu meydana gelirse, benim ismimi hatırla, Allahü teâlânın izni ile imdâdına yetişirim” buyurdu. Talebe, “Peki efendim” deyip ayrıldı...

Aradan altı ay geçti. Bir gün Hazreti Câkîr ayağa fırlayıp eliyle bazı işâretler yaptı ve “... Bunları bizim hizmetimize bağlayan Allahü teâlânın şânı ne yücedir. O, bütün noksanlıklardan münezzehtir. Yoksa biz, bunlara güç yetiremezdik.” (Zuhruf-13) meâlindeki âyet-i kerîmeyi okuyup, sağa sola birkaç adım yürüdü. Sonra oturdu. Orada bulunanlar bu hâlden bir şey anlayamayıp sebebini sordular. “Filân kardeşiniz, denizde boğulmak üzere idi. Allahü teâlânın izni ile kurtuldu” buyurdu...

Onlar, deniz yolculuğunda bulunan arkadaşlarını hatırlayıp rahatladılar. Bir ay sonra o talebe geldi. Hemen hocasının ayaklarına kapanıp, “Efendim, şayet siz olmasaydınız biz helak olacaktık” diyerek, ayaklarını öpmek istediyse de müsâade edilmedi. Daha sonra, yalnız kaldıklarında arkadaşları sordular. Şöyle anlattı:

“Denizin ortasında gemimiz yol alırken, şimâl tarafından bir fırtına çıktı. Dalgalar arasında, gemimiz battı. Herkes sulara gömüldü. Helak olacağımı zannedip çok korktum. Dalgaların bizi tuttuğu, boğulmak üzere olduğumuz sırada, hocamın sözünü hatırladım. Irak tarafına dönerek 'Yâ Hazreti Câkîr! Bizim imdâdımıza yetiş!' dedim. Daha sözümü bitirmemiştim ki, hocamızı yanımızda gördüm. Bir gemide idi. Şimâl tarafına işâret etti. Fırtına durdu. Sonra geminin direğine yaslanıp denize doğru bir âyet-i kerîme okuyup, sağa sola birkaç adım attı. Cenuba (güneye) doğru eliyle işâret etti. O taraftan tatlı bir rüzgâr esti. Câkîr hazretleri bir anda gözden kayboldu. Cenûb tarafından çıkan o tatlı rüzgâr, bizi gitmek istediğimiz tarafa ulaştırdı. Böylece biz, onun bereketi ile kurtulmuş olduk.”

Yâ Hazreti Câkîr! İmdâdımıza Yetiş!

Vehbi Tülek

Nîmeti Değil, O Nîmeti Vereni Görmek Şükürdür

Vehbi Tülek

Dünyâyı Sevmek Bütün Günahların Başıdır

Vehbi Tülek

Kur'ân-ı Kerimi Itinalı Ve Kusursuz Oku!

Vehbi Tülek

Âlimlere Mutlaka Hürmet Etmek Lâzımdır

Vehbi Tülek