Mahmûd Kefevî

Meşhurların Son Sözleri

Salı, 11 Nisan 2006

Büyük âlim Mahmûd Kefevî hazretleri, bir gece rüyâ ile mânâ âleminde Resûlullah efendimizin huzûr-ı şerîflerine girdi. Mecliste hazret-i Ebû Bekir, hazret-i Ömer, hazret-i Osman ve hazret-i Ali ile Eshâb-ı kirâmdan bâzıları da hazır bulunuyorlardı. Edebe riâyet ederek onlara selâm verdi. Her zaman kıldığı namazın tâdil-i erkânını efendimize arz etmek için önlerinde kıbleye karşı namaza başladı. Hazret-i Ali, Mahmûd Kefevî’nin bu davranışına karşı çıkıp “böyle yüksek bir meclise katılmayıp, nâfile namaz kılmak edebi terk etmek değil midir?” diye dokunaklı söz söyledi.

Devamını oku...

Tozkoparan İskender

Meşhurların Son Sözleri

Pazartesi, 10 Nisan 2006

Tozkoparan İskender, okçuluk tarihimizin en büyük kemankeşi sayılır. İmparatorluğun çeşitli illerinde 10 ayrı rekor kırmış ve bunların hiçbiri daha sonra aşılamamıştır. En uzun rekorunu, gündoğusu havasıyla atılan Arkurı Menzili’nde 1281.5 gezle kırmıştır. Bu 846 metrelik uzaklık, bir dünya rekorudur...
Bir gün, İran’dan Bahtiyar adında bir pehlivan gelip, Padişahın yanında sert yaylar çekmiş ve büyük hünerler göstermiş. Padişah da;
-Bizde buna gâlip gelecek kimse yok mudur? deyince,
-Pâdişahım bir nice gün izin verin tedârik olunur, demişler.

Devamını oku...

Harun Reşid'in oğlu Ahmed Sebtî

Meşhurların Son Sözleri

Pazar, 09 Nisan 2006

Ahmed Sebtî hazretleri münzevi bir hayat sürüyordu. Bir gün Halife Harun Reşid oğlu Ahmed Sebtî’nin yanına gidip dedi ki: -Ey oğul, sen beni rezil rüsvay ettin. İnsanlar, senin benden uzakta bir hayat sürmenden dolayı beni suçluyorlar!
O da, babasına şöyle cevap verdi:
-Ey babacığım, ben seni rüsvay etmedim. Fakat senin yüzünden ben rezil oluyorum! Harun Reşid;
-Bu nasıl oluyor, diye sorunca, havada uçan kuşları gösterip, onları çağırmasını istedi. Harun Reşid kuşları çağırınca, kaçıştılar. Kendisi işaret edince, uçup önüne geldiler. Babasına;
-Görüyorsun ki, senin sesinden kaçıyorlar. Benim ise bir işaretime geliyorlar, dedi...

Devamını oku...

Temeşvarlı Ahmet Ağa

Meşhurların Son Sözleri

Cumartesi, 08 Nisan 2006

Eylül başlarında Avusturya kuvvetleri Temeşvar üzerine yürüyüşe geçtiler. Temeşvar Kalesine yapılacak baskın için düşman kuvvetleri Nagy Varat Kalesinde toplanmaya başlamışlardı. Ayrıca 10.000 zırhlı Alman süvarisi de onlara destek verecekti. Serdengeçtilerin kumandanı, Ahmet Ağa’yı çağırıp:
-Sen şimdi yanındaki gazilerle yola çık. Bir düşman birliği Nagy Varat’a doğru gidermiş. Siz evvel davranın ve Nagy Varat Köprüsünü tutun. Szegedin ve Szolnok’tan imdat gelinceye kadar mutlaka dayanın. Düşman köprüyü geçerse halimiz harap olur, dedi.

Devamını oku...

Patrik Gregoryus

Meşhurların Son Sözleri

Cuma, 07 Nisan 2006

Mora İsyanı, 1821 Haziranında Sultan II. Mahmud’un padişahlık döneminde gerçekleşti, Sadrazam ise Benderli Ali Paşa’ydı. Devletin yaptığı araştırmalar sonucunda Ortodoks Patriği Gregoryus’un da isyanda parmağı olduğu ortaya çıktı...
Patrik Gregoryus, bütün suçları kabul etti ve yargılamanın ardından patrikhanenin orta kapısı önünde idam edildi. Göğsüne ihanetini anlatan bir yafta yapıştırılan Patriğin cesedi, 3 gün İstanbullulara teşhir edildi.
Fener Rum Patriği Gregoryus’un suç belgesi olarak ele geçirilen, Rus Çarı Aleksandra’ya yazdığı mektup, gerçekten ibret vericidir:

Devamını oku...

Ömer Muhtar

Meşhurların Son Sözleri

Perşembe, 06 Nisan 2006

Ömer Muhtar, 1862 yılında, Libya’da Defne bölgesinin Batnan kasabasında dünyaya geldi. Mensubu olduğu Münifiye kabilesi izzet ve şerefiyle meşhur bir topluluktu. Babası Muhtar, mertliği ve cesareti ile tanınmış kahraman bir şahsiyetti.
Mısır’ın İngiliz işgalinde olması, Osmanlı devletinin deniz gücünün neredeyse olmaması vs. gibi sebeplerden dolayı Libya’yı kolay bir lokma gibi gören İtalyanlar 27 Eylül 1911’de Osmanlı hükümetine verdikleri ültimatomla Trablusgarb’a çıkarma yaptılar...

Devamını oku...

Ziyâeddîn Gümüşhânevî

Meşhurların Son Sözleri

Çarşamba, 05 Nisan 2006

Ziyâeddîn Gümüşhânevî hazretleri büyük velîlerdendir. İsmi Ahmed bin Mustafa, künyesi “Ziyâeddîn” olup, “Gümüşhânevî” diye meşhûrdur. Babası Emirler sülâlesinden Mustafa Efendidir. 1813 (H.1228) târihinde Gümüşhâne’nin Emirler Mahallesinde doğdu. 1893 (H.1311) târihinde İstanbul’da vefât etti. Kabr-i şerîfi, Süleymâniye Câmii avlusunda Kânûnî Sultan Süleymân Han Türbesinin kıble tarafında olup ziyâret mahallidir...

Devamını oku...

Ahmed bin Hadraveyh

Meşhurların Son Sözleri

Salı, 04 Nisan 2006

Ahmed bin Hadraveyh hazretleri; tasavvuf yolunun en yüksek derecesine ulaşmış, fetvâ sâhibi, tarîkatta kâmil, fütüvvette ve asâlette meşhûr, vilâyette sultan, riyâzette şöhret sâhibi, tasavvuf ehli arasında makbûl bir zât idi. Önceleri Hâtem-i Es’am’ın talebesiydi. Ebû Turâb en-Nahşebî ve Ebû Hafs el-Haddâd ile sohbet etmiş, İbrâhim bin Edhem’i görmüştür. Özellikle fütüvvet; cömertlik, ikram, herkese iyilik etmek husûsundaki sözleriyle meşhûr olan Ahmed bin Hadraveyh, Belh Emîrinin kızı Fâtıma ile evlenmişti.

Devamını oku...

Dâre Kutnî

Meşhurların Son Sözleri

Pazartesi, 03 Nisan 2006

Dâre Kutnî hazretleri, ilimde zamanının üstâdı oldu ve pekçok âlim yetiştirdi. 385’te Zilka’de ayının sekizinci çarşamba günü seksen yaşında Bağdâd’da vefât etti. Bâb-ud-Deyr mezarlığında Ma’ruf-i Kerhî’nin yanına defnedildi.
Uzun zaman edebiyat ilmiyle de meşgul olup, edebiyatta da üstad olmuş idi. Ebü’l-Hasen Dâre Kutnî, hadîs ilminde hâfız olup, yüzbin hadîs-i şerîfi sened ve râvileriyle ezbere bilirdi. Çok meşhûr bir âlim, fazîletler sahibi, muhaddis-i kâmil ve ilmiyle de amel eden bir zât idi...

Devamını oku...

Ali Bekkâ

Meşhurların Son Sözleri

Pazar, 02 Nisan 2006

Melik Mensûr Kalevûn, Ali Bekkâ hazretlerini çok severdi. Çünkü bütün müşkül meselelerine çare bulurdu. Hattâ Melik olacağını da önceden işâret etmişti...
Ali Bekkâ hazretleri çok ağlardı. Bu yüzden kendisine “Bekkâ” yani “Çok ağlayan” lakabı verilmişti. Bunun sebebi şöyle anlatılır:
Sâlih ve kendisi gibi velî bir arkadaşı vardı. Hâller ve kerâmetler sâhibi idi. Bir defâsında ikisi birlikte Bağdat’tan bir yolculuğa çıkmışlardı. Gidecekleri yer ile Bağdat arası, yürümekle bir senelik yol idi. Onlar, kerâmetleriyle bir senelik yolu bir saatte almışlardı. Bu arkadaşı ona;

Devamını oku...