Sen kırk senedir namaz kılmamışsın

Efdalzâde Hamîdüddin Efendi 7. Osmanlı Şeyhülislâmıdır. Bursa'da doğdu. İlk tahsilinden sonra Molla Yegân'a talebe oldu. Sonra Bursa ve İstanbul'da müderrisliğe, Sultan II. Bayezid zamanında şeyhülislâmlığa getirildi. 908 (m. 1503)’de vefat etti. Şöyle buyurdu:

Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” (En büyük hırsız, kendi namazından çalan kimsedir) buyurdu. Yâ Resûlallah! Bir kimse, kendi namazından nasıl çalar? diye sordular. (Namazın rükü’unu ve secdelerini tam yapmamakla) buyurdu. Bir defa da buyurdu ki: (Rükûda ve secdelerde, belini yerine yerleştirip biraz durmayan kimsenin namazını Allahü teâlâ kabûl etmez). Peygamberimiz bir kimseyi namaz kılarken, rükü’unu ve secdelerini tam yapmadığını görüp, (Sen namazlarını böyle kıldığın için, Muhammedin “aleyhissalâtü vesselâm” dîninden başka bir dinde olarak ölmekten korkmuyor musun?) buyurdu.
Yine buyurdu ki: (Sizlerden biriniz, namaz kılarken, rükûdan sonra tam kalkıp, dik durmadıkça ve ayakta, her uzuv yerine yerleşip durmadıkça namazı tamam olmaz.) Bir kere de buyurdu ki: (İki secde arasında dik oturmadıkça, namazınız tamam olmaz.) 
Bir gün Peygamberimiz birini namaz kılarken, namazın ahkâm ve erkânına riâyet etmediğini, rükûdan kalkınca, dikilip durmadığını ve iki secde arasında oturmadığını görüp, buyurdu ki: (Eğer namazlarını böyle kılarak ölürsen, kıyâmet günü, sana benim ümmetimden demezler.) 
Ebû Hüreyre “radıyallahü anh” buyurdu ki: (Altmış sene, bütün namazlarını kılıp da, hiçbir namazı kabul olmayan kimse, rükû ve secdelerini tam yapmayan kimsedir.) 
Zeyd ibni Vehb “rahmetullahi teâlâ aleyh” birini namaz kılarken rükû ve secdelerini tam yapmadığını gördü. Yanına çağırıp, ne kadar zamandır böyle namaz kılıyorsun, dedi. Kırk sene deyince, sen kırk senedir namaz kılmamışsın. Ölürsen Muhammed Resûlullahın sünneti [yanî dîni] üzere ölmezsin, dedi. O hâlde, namazları tam kılmaya çalışmalı, tadîl-i erkânı yapmalı, rükû’u, secdeleri, (Kavme)yi [yanî rükûdan kalkıp dikilmeyi] ve (Celse)yi [yanî, iki secde arasında oturmayı] iyi yapmalıdır. Başkalarının da kusûrlarını görünce söylemelidir. Din kardeşlerinin namazlarını tam kılmalarına yardım etmelidir.
Tumânînet [yani uzuvların hareket etmemesi] ve tadîl-i erkânın [Bir kerre sübhânallah diyecek kadar hareketsiz durmak] yapılmasına çığır açmalıdır. Müslümânların çoğu, bunları yapmak şerefinden mahrûm kalıyor.

Toplam Görüntülenme: 34

Yayın tarihi: Salı, 01 Eylül 2020

Bunları okudunuz mu?